سورة الفرقان
25.Furkân Suresi
"Furkan"
77 Ayet
Furkân 25:41
وَإِذَا
رَأَوْكَ
إِن
يَتَّخِذُونَكَ
إِلَّا
هُزُوًا
أَهَـٰذَا
ٱلَّذِى
بَعَثَ
ٱللَّهُ
رَسُولًا
Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.
Ve iza reavke in yettehızuneke illa huzuva, e hazellezi beasallahu resula.
Furkân 25:42
إِن
كَادَ
لَيُضِلُّنَا
عَنْ
ءَالِهَتِنَا
لَوْلَآ
أَن
صَبَرْنَا
عَلَيْهَا ۚ
وَسَوْفَ
يَعْلَمُونَ
حِينَ
يَرَوْنَ
ٱلْعَذَابَ
مَنْ
أَضَلُّ
سَبِيلًا
"Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.
İn kade le yudılluna an alihetina lev la en saberna aleyha, ve sevfe ya'lemune hine yerevnel azabe men edallu sebila.
Furkân 25:44
أَمْ
تَحْسَبُ
أَنَّ
أَكْثَرَهُمْ
يَسْمَعُونَ
أَوْ
يَعْقِلُونَ ۚ
إِنْ
هُمْ
إِلَّا
كَٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ
بَلْ
هُمْ
أَضَلُّ
سَبِيلًا
Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.
Em tahsebu enne ekserehum yesmeune ev ya'kılun, in hum illa kel en'ami bel hum edallu sebila.
Furkân 25:45
أَلَمْ
تَرَ
إِلَىٰ
رَبِّكَ
كَيْفَ
مَدَّ
ٱلظِّلَّ
وَلَوْ
شَآءَ
لَجَعَلَهُ
سَاكِنًا
ثُمَّ
جَعَلْنَا
ٱلشَّمْسَ
عَلَيْهِ
دَلِيلًا
Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona[1] yol gösterici yaptık.
E lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila.
Furkân 25:46
ثُمَّ
قَبَضْنَـٰهُ
إِلَيْنَا
قَبْضًا
يَسِيرًا
Sonra da onu kolayca kendimize çektik.
Summe kabadnahu ileyna kabdan yesira.
Furkân 25:47
وَهُوَ
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلَّيْلَ
لِبَاسًا
وَٱلنَّوْمَ
سُبَاتًا
وَجَعَلَ
ٱلنَّهَارَ
نُشُورًا
Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.
Ve huvellezi ceale lekumul leyle libasen ven nevme subaten ve cealen nehare nuşura.
Furkân 25:48
وَهُوَ
ٱلَّذِىٓ
أَرْسَلَ
ٱلرِّيَـٰحَ
بُشْرًا
بَيْنَ
يَدَىْ
رَحْمَتِهِ ۚ
وَأَنزَلْنَا
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
طَهُورًا
Rahmetinin önünde rüzgarı haberci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.
Ve huvellezi erseler riyaha buşren beyne yedey rahmetih, ve enzelna mines semai maen tahura.
Furkân 25:49
لِّنُحْـِىَ
بِهِ
بَلْدَةً
مَّيْتًا
وَنُسْقِيَهُ
مِمَّا
خَلَقْنَآ
أَنْعَـٰمًا
وَأَنَاسِىَّ
كَثِيرًا
Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.
Li nuhyiye bihi beldeten meyten ve nuskıyehu mimma halakna en'amen ve enasiyye kesira.
Furkân 25:50
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَـٰهُ
بَيْنَهُمْ
لِيَذَّكَّرُوا۟
فَأَبَىٰٓ
أَكْثَرُ
ٱلنَّاسِ
إِلَّا
كُفُورًا
Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.
Ve lekad sarrafnahu beynehum li yezzekkeru fe eba ekserun nasi illa kufura.
Furkân 25:51
وَلَوْ
شِئْنَا
لَبَعَثْنَا
فِى
كُلِّ
قَرْيَةٍ
نَّذِيرًا
Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.
Ve lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira.
Furkân 25:52
فَلَا
تُطِعِ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
وَجَـٰهِدْهُم
بِهِ
جِهَادًا
كَبِيرًا
Öyleyse Kafirlere boyun eğme. Onunla2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.
Fe la tutııl kafirine ve cahidhum bihi cihaden kebira.
Furkân 25:53
وَهُوَ
ٱلَّذِى
مَرَجَ
ٱلْبَحْرَيْنِ
هَـٰذَا
عَذْبٌ
فُرَاتٌ
وَهَـٰذَا
مِلْحٌ
أُجَاجٌ
وَجَعَلَ
بَيْنَهُمَا
بَرْزَخًا
وَحِجْرًا
مَّحْجُورًا
Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.
Ve huvellezi meracel bahreyni haza azbun furatun ve haza milhun ucac, ve ceale beynehuma, berzehan ve hıcran mahcura.
Furkân 25:54
وَهُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
مِنَ
ٱلْمَآءِ
بَشَرًا
فَجَعَلَهُ
نَسَبًا
وَصِهْرًا ۗ
وَكَانَ
رَبُّكَ
قَدِيرًا
O, beşeri sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.
Ve huvellezi halaka minel mai beşeren fe cealehu neseben ve sıhra, ve kane rabbuke kadira.
Furkân 25:55
وَيَعْبُدُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
مَا
لَا
يَنفَعُهُمْ
وَلَا
يَضُرُّهُمْ ۗ
وَكَانَ
ٱلْكَافِرُ
عَلَىٰ
رَبِّهِ
ظَهِيرًا
Allah'ın yanı sıra kendilerine bir yararı da zararı da olmayan şeylere kulluk[1] ediyorlar. Kafir, Rabb'ine karşı olanın destekçisidir.
Ve ya'budune min dunillahi ma la yenfeuhum ve la yadurruhum, ve kanel kafiru ala rabbihi zahira.
Furkân 25:56
وَمَآ
أَرْسَلْنَـٰكَ
إِلَّا
مُبَشِّرًا
وَنَذِيرًا
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Ve ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira.
Furkân 25:57
قُلْ
مَآ
أَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
مِنْ
أَجْرٍ
إِلَّا
مَن
شَآءَ
أَن
يَتَّخِذَ
إِلَىٰ
رَبِّهِ
سَبِيلًا
De ki: "Yaptığım çağrı için; sizden, Rabb'inizin yolunu seçmenizi istemekten başka bir ücret istemiyorum."[1]
Kul ma es'elukum aleyhi min ecrin illa men şae en yettehıze ila rabbihi sebila.
Furkân 25:58
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
ٱلْحَىِّ
ٱلَّذِى
لَا
يَمُوتُ
وَسَبِّحْ
بِحَمْدِهِ ۚ
وَكَفَىٰ
بِهِ
بِذُنُوبِ
عِبَادِهِ
خَبِيرًا
Ve sen, Ölümsüz Olan'a güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile yücelt. O'nun kullarının suçlarından haberdar olması sana yeter.
Ve tevekkel alel hayyillezi la yemutu ve sebbih bi hamdih, ve kefa bihi bi zunubi ibadihi habira.
Furkân 25:59
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
فِى
سِتَّةِ
أَيَّامٍ
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰ
عَلَى
ٱلْعَرْشِ ۚ
ٱلرَّحْمَـٰنُ
فَسْـَٔلْ
بِهِ
خَبِيرًا
O; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde[1] yarattı. Sonra arşa isteva etti.[2] O, Rahman'dır. Öyleyse Her Şeyden Haberdar Olan'dan iste.
Ellezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arşir rahmanu fes'el bihi habira.
Furkân 25:60
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمُ
ٱسْجُدُوا۟
لِلرَّحْمَـٰنِ
قَالُوا۟
وَمَا
ٱلرَّحْمَـٰنُ
أَنَسْجُدُ
لِمَا
تَأْمُرُنَا
وَزَادَهُمْ
نُفُورًا ۩
Ve onlara, "Rahman'a secde edin." dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Ve iza kile lehumuscudu lir rahmani kalu ve mer rahmanu e nescudu li ma te'muruna ve zadehum nufura.