سورة فاطر
35.Fâtır Suresi
"Yaratan"
45 Ayet
Fâtır 35:21
وَلَا
ٱلظِّلُّ
وَلَا
ٱلْحَرُورُ
Serinlik ve sıcaklık bir değildir.
Ve lez zıllu ve lel harur.
Fâtır 35:22
وَمَا
يَسْتَوِى
ٱلْأَحْيَآءُ
وَلَا
ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُسْمِعُ
مَن
يَشَآءُ ۖ
وَمَآ
أَنتَ
بِمُسْمِعٍ
مَّن
فِى
ٱلْقُبُورِ
Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.
Ve ma yestevil ahyau ve lel emvat, innallahe yusmiu men yeşau, ve ma ente bi musmiin men fil kubur.
Fâtır 35:24
إِنَّآ
أَرْسَلْنَـٰكَ
بِٱلْحَقِّ
بَشِيرًا
وَنَذِيرًا ۚ
وَإِن
مِّنْ
أُمَّةٍ
إِلَّا
خَلَا
فِيهَا
نَذِيرٌ
Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet[1] içinde bir uyarıcı geçmiştir.
İnna erselnake bil hakkı beşiren ve nezira, ve in min ummetin illa hala fiha nezir.
Fâtır 35:25
وَإِن
يُكَذِّبُوكَ
فَقَدْ
كَذَّبَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَبِٱلزُّبُرِ
وَبِٱلْكِتَـٰبِ
ٱلْمُنِيرِ
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların Resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Ve in yukezzibuke fe kad kezzebellezine min kablihim, caethum rusuluhum bil beyyinati ve biz zuburi ve bil kitabil munir.
Fâtır 35:27
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
أَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
فَأَخْرَجْنَا
بِهِ
ثَمَرَٰتٍ
مُّخْتَلِفًا
أَلْوَٰنُهَا ۚ
وَمِنَ
ٱلْجِبَالِ
جُدَدٌ
بِيضٌ
وَحُمْرٌ
مُّخْتَلِفٌ
أَلْوَٰنُهَا
وَغَرَابِيبُ
سُودٌ
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.
E lem tere ennallahe enzele mines semai maen, fe ahrecna bihi semeratin muhtelifen elvanuha, ve minel cibali cudedun bidun ve humrun muhtelifun elvanuha ve garabibu sud.
Fâtır 35:28
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
وَٱلدَّوَآبِّ
وَٱلْأَنْعَـٰمِ
مُخْتَلِفٌ
أَلْوَٰنُهُ
كَذَٰلِكَ ۗ
إِنَّمَا
يَخْشَى
ٱللَّهَ
مِنْ
عِبَادِهِ
ٱلْعُلَمَـٰٓؤُا۟ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
غَفُورٌ
İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız "ilim sahibi[1] olanlar" haşyet[2] ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Ve minen nasi ved devabbi vel en'ami muhtelifun elvanuhu kezalik, innema yahşallahe min ibadihil ulemau, innallahe azizun gafur.
Fâtır 35:29
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَتْلُونَ
كِتَـٰبَ
ٱللَّهِ
وَأَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَأَنفَقُوا۟
مِمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ
سِرًّا
وَعَلَانِيَةً
يَرْجُونَ
تِجَـٰرَةً
لَّن
تَبُورَ
Kuşkusuz Allah'ın Kitap'ını okuyanlar, salatı ikame edenler[1] ve rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infak edenler asla kesilmeyecek bir kazanç umabilirler.
İnnellezine yetlune kitaballahi ve ekamus salate ve enfeku mimma rezaknahum sirren ve alaniyeten yercune ticareten len tebur.
Fâtır 35:30
لِيُوَفِّيَهُمْ
أُجُورَهُمْ
وَيَزِيدَهُم
مِّن
فَضْلِهِٓ ۚ
إِنَّهُ
غَفُورٌ
شَكُورٌ
Onlara, yaptıklarının karşılığını lütfundan arttırarak fazlasıyla verir. Kuşkusuz ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Yapılan Şeyin Karşılığını Veren'dir.
Li yuveffiyehum ucurehum ve yezidehum min fadlih, innehu gafurun şekur.
Fâtır 35:31
وَٱلَّذِىٓ
أَوْحَيْنَآ
إِلَيْكَ
مِنَ
ٱلْكِتَـٰبِ
هُوَ
ٱلْحَقُّ
مُصَدِّقًا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِعِبَادِهِ
لَخَبِيرٌ
بَصِيرٌ
Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir. Kuşkusuz Allah, Kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Vellezi evhayna ileyke minel kitabi huvel hakku musaddikan lima beyne yedeyh, innallahe bi ibadihi le habirun basir.
Fâtır 35:32
ثُمَّ
أَوْرَثْنَا
ٱلْكِتَـٰبَ
ٱلَّذِينَ
ٱصْطَفَيْنَا
مِنْ
عِبَادِنَا ۖ
فَمِنْهُمْ
ظَالِمٌ
لِّنَفْسِهِ
وَمِنْهُم
مُّقْتَصِدٌ
وَمِنْهُمْ
سَابِقٌ
بِٱلْخَيْرَٰتِ
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْفَضْلُ
ٱلْكَبِيرُ
Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler.[1] İşte büyük fazilet budur.
Summe evresnel kitabellezinastafeyna min ibadina, fe minhum zalimun li nefsih, ve minhum muktesid, ve minhum sabikun bil hayrati bi iznillah, zalike huvel fadlul kebir.
Fâtır 35:33
جَنَّـٰتُ
عَدْنٍ
يَدْخُلُونَهَا
يُحَلَّوْنَ
فِيهَا
مِنْ
أَسَاوِرَ
مِن
ذَهَبٍ
وَلُؤْلُؤًا ۖ
وَلِبَاسُهُمْ
فِيهَا
حَرِيرٌ
Onların[1] girecekleri yer Adn Cennetleridir. Orada, altından bilezik ve incilerle süslenecekler. Giysileri ise ipektendir.
Cennatu adnin yedhuluneha yuhallevne fiha min esavire min zehebin ve lu'lua, ve libasuhum fiha harir.
Fâtır 35:34
وَقَالُوا۟
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِىٓ
أَذْهَبَ
عَنَّا
ٱلْحَزَنَ ۖ
إِنَّ
رَبَّنَا
لَغَفُورٌ
شَكُورٌ
"Bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun. Rabb'imiz gerçekten Çok Bağışlayıcı'dır, Yapılan Şeyin Karşılığını Veren'dir." derler.
Ve kalul hamdu lillahillezi ezhebe annel hazen, inne rabbena le gafurun şekur.
Fâtır 35:35
ٱلَّذِىٓ
أَحَلَّنَا
دَارَ
ٱلْمُقَامَةِ
مِن
فَضْلِهِ
لَا
يَمَسُّنَا
فِيهَا
نَصَبٌ
وَلَا
يَمَسُّنَا
فِيهَا
لُغُوبٌ
"O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek."
Ellezi ehallena darel mukameti min fadlih, la yemessuna fiha nasabun ve la yemessuna fiha lugub.
Fâtır 35:36
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَهُمْ
نَارُ
جَهَنَّمَ
لَا
يُقْضَىٰ
عَلَيْهِمْ
فَيَمُوتُوا۟
وَلَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُم
مِّنْ
عَذَابِهَا ۚ
كَذَٰلِكَ
نَجْزِى
كُلَّ
كَفُورٍ
Kafirlere gelince, onlar için Cehennem ateşi vardır. Ölmelerine karar verilmez ki ölüp kurtulsunlar. Onların azaplarından da hafifletilmez. İşte bütün Kafirleri böyle cezalandırırız.
Vellezine keferu lehum naru cehennem, la yukda aleyhim fe yemutu ve la yuhaffefu anhum min azabiha, kezalike neczi kulle kefur.
Fâtır 35:37
وَهُمْ
يَصْطَرِخُونَ
فِيهَا
رَبَّنَآ
أَخْرِجْنَا
نَعْمَلْ
صَـٰلِحًا
غَيْرَ
ٱلَّذِى
كُنَّا
نَعْمَلُ ۚ
أَوَلَمْ
نُعَمِّرْكُم
مَّا
يَتَذَكَّرُ
فِيهِ
مَن
تَذَكَّرَ
وَجَآءَكُمُ
ٱلنَّذِيرُ ۖ
فَذُوقُوا۟
فَمَا
لِلظَّـٰلِمِينَ
مِن
نَّصِيرٍ
Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.
Ve hum yastarihune fiha, rabbena ahricna na'mel salihan gayrellezi kunna na'mel, e ve lem nuammirkum ma yetezekkeru fihi men tezekkere ve caekumun nezir, fe zuku fe ma liz zalimine min nasir.
Fâtır 35:39
هُوَ
ٱلَّذِى
جَعَلَكُمْ
خَلَـٰٓئِفَ
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
فَمَن
كَفَرَ
فَعَلَيْهِ
كُفْرُهُ ۖ
وَلَا
يَزِيدُ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
كُفْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ
إِلَّا
مَقْتًا ۖ
وَلَا
يَزِيدُ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
كُفْرُهُمْ
إِلَّا
خَسَارًا
Sizi yeryüzünde halifeler[1] yapan O'dur. Kim gerçeğe kafirlik ederse, küfretmesi[2] kendi zararınadır. Kafirlerin küfürleri, kendileri için Rabb'lerinin yanında gazabı artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Kafirlerin, küfrü sadece kendilerinin zararını artırır.
Huvellezi cealekum halaife fil ard, fe men kefere fe aleyhi kufruh, ve la yezidul kafirine kufruhum inde rabbihim illa makta, ve la yezidul kafirine kufruhum illa hasara.
Fâtır 35:40
قُلْ
أَرَءَيْتُمْ
شُرَكَآءَكُمُ
ٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
أَرُونِى
مَاذَا
خَلَقُوا۟
مِنَ
ٱلْأَرْضِ
أَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
أَمْ
ءَاتَيْنَـٰهُمْ
كِتَـٰبًا
فَهُمْ
عَلَىٰ
بَيِّنَتٍ
مِّنْهُ ۚ
بَلْ
إِن
يَعِدُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
بَعْضُهُم
بَعْضًا
إِلَّا
غُرُورًا
De ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Ya da onlara bir kitap verdik de onlar, ondan bir beyyine[1] üzerinde midirler? Hayır, hayır! Zalimlerin birbirlerine verdikleri sözler,[2] aldatmacadan başka bir şey değildir.
Kul ereeytum şurekaekumullezine ted'une min dunillah, eruni maza halaku minel ardı em lehum şirkun fis semavat, em ateynahum kitaben fe hum ala beyyinetin minh, bel in yaıduz zalimune ba'duhum ba'dan illa gurura.