Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların Resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
وَإِن
ve eğer
يُكَذِّبُوكَ
seni yalanlıyorlarsa
فَقَدْ
elbette
كَذَّبَ
yalanlamışlardı
ٱلَّذِينَ
kimseler de
مِن
قَبْلِهِمْ
bunlardan önceki
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlar
وَبِٱلزُّبُرِ
ve sahifeler
وَبِٱلْكِتَـٰبِ
ve Kitap
ٱلْمُنِيرِ
aydınlatıcı
Ve in yukezzibuke fe kad kezzebellezine min kablihim, caethum rusuluhum bil beyyinati ve biz zuburi ve bil kitabil munir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve in
|
ve eğer | - |
| 2 |
yukezzibuke
|
seni yalanlıyorlarsa | كذب |
| 3 |
fekad
|
elbette | - |
| 4 |
kezzebe
|
yalanlamışlardı | كذب |
| 5 |
ellezine
|
kimseler de | - |
| 6 |
min
|
- | |
| 7 |
kablihim
|
bunlardan önceki | قبل |
| 8 |
ca'ethum
|
onlara getirmişlerdi | جيا |
| 9 |
rusuluhum
|
elçileri | رسل |
| 10 |
bil-beyyinati
|
açık kanıtlar | بين |
| 11 |
ve bil-zzuburi
|
ve sahifeler | زبر |
| 12 |
ve bil-kitabi
|
ve Kitap | كتب |
| 13 |
l-muniri
|
aydınlatıcı | نور |