سورة المؤمنون
23.Mü'minûn Suresi
"Müminler"
118 Ayet
Mü'minûn 23:61
أُو۟لَـٰٓئِكَ
يُسَـٰرِعُونَ
فِى
ٱلْخَيْرَٰتِ
وَهُمْ
لَهَا
سَـٰبِقُونَ
İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.
Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun.
Mü'minûn 23:62
وَلَا
نُكَلِّفُ
نَفْسًا
إِلَّا
وُسْعَهَا ۖ
وَلَدَيْنَا
كِتَـٰبٌ
يَنطِقُ
بِٱلْحَقِّ ۚ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Ve la nukellifu nefsen illa vus'aha ve ledeyna kitabun yantıku bil hakkı ve hum la yuzlemun.
Mü'minûn 23:63
بَلْ
قُلُوبُهُمْ
فِى
غَمْرَةٍ
مِّنْ
هَـٰذَا
وَلَهُمْ
أَعْمَـٰلٌ
مِّن
دُونِ
ذَٰلِكَ
هُمْ
لَهَا
عَـٰمِلُونَ
Fakat onların kalpleri[1] bundan gaflet[2] içindedir. Onlar, başka işlerle[3] uğraşıp durmaktadırlar.
Bel kulubuhum fi gamratin min haza ve lehum a'malun min duni zalike hum leha amilun.
Mü'minûn 23:64
حَتَّىٰٓ
إِذَآ
أَخَذْنَا
مُتْرَفِيهِم
بِٱلْعَذَابِ
إِذَا
هُمْ
يَجْـَٔرُونَ
Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.
Hatta iza ehazna mutrafihim bil azabi iza hum yec'erun.
Mü'minûn 23:65
لَا
تَجْـَٔرُوا۟
ٱلْيَوْمَ ۖ
إِنَّكُم
مِّنَّا
لَا
تُنصَرُونَ
Bugün boşuna feryat etmeyin. Kesinlikle Bize karşı size yardım olunmaz.
La tec'erul yevme innekum minna la tunsarun.
Mü'minûn 23:66
قَدْ
كَانَتْ
ءَايَـٰتِى
تُتْلَىٰ
عَلَيْكُمْ
فَكُنتُمْ
عَلَىٰٓ
أَعْقَـٰبِكُمْ
تَنكِصُونَ
Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.
Kad kanet ayati tutla aleykum fe kuntum ala a'kabikum tenkisun.
Mü'minûn 23:67
مُسْتَكْبِرِينَ
بِهِ
سَـٰمِرًا
تَهْجُرُونَ
Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.
Mustekbirine bihi samiran tehcurun.
Mü'minûn 23:69
أَمْ
لَمْ
يَعْرِفُوا۟
رَسُولَهُمْ
فَهُمْ
لَهُ
مُنكِرُونَ
Yoksa Resul'lerinin nasıl birisi olduğunu bilmiyorlar da onun için mi onu reddediyorlar?
Em lem ya'rifu resulehum fe hum lehu munkirun.
Mü'minûn 23:70
أَمْ
يَقُولُونَ
بِهِ
جِنَّةٌ ۚ
بَلْ
جَآءَهُم
بِٱلْحَقِّ
وَأَكْثَرُهُمْ
لِلْحَقِّ
كَـٰرِهُونَ
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, onlara, Hakk ile geldi. Ne var ki onların çoğu Hakk'tan hoşlanmıyorlar.
Em yekulune bihi cinneh, bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun.
Mü'minûn 23:71
وَلَوِ
ٱتَّبَعَ
ٱلْحَقُّ
أَهْوَآءَهُمْ
لَفَسَدَتِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
وَٱلْأَرْضُ
وَمَن
فِيهِنَّ ۚ
بَلْ
أَتَيْنَـٰهُم
بِذِكْرِهِمْ
فَهُمْ
عَن
ذِكْرِهِم
مُّعْرِضُونَ
Eğer Hakk[1] onların hevalarına[2] göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini[3] getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden[3] yüz çevirenlerdir.
Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun.
Mü'minûn 23:72
أَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
خَرْجًا
فَخَرَاجُ
رَبِّكَ
خَيْرٌ ۖ
وَهُوَ
خَيْرُ
ٱلرَّٰزِقِينَ
Yoksa onlardan bir karşılık mı bekliyorsun? Rabb'inin vereceği karşılık daha hayırlıdır. O rızıklandıranların en hayırlısıdır.
Em tes'eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur razikin.
Mü'minûn 23:73
وَإِنَّكَ
لَتَدْعُوهُمْ
إِلَىٰ
صِرَٰطٍ
مُّسْتَقِيمٍ
Kuşkusuz sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
Ve inneke le ted'uhum ila sıratın mustakim.
Mü'minûn 23:74
وَإِنَّ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
عَنِ
ٱلصِّرَٰطِ
لَنَـٰكِبُونَ
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.
Ve innellezine la yu'minune bil ahıreti anis sıratı le nakibun.
Mü'minûn 23:75
وَلَوْ
رَحِمْنَـٰهُمْ
وَكَشَفْنَا
مَا
بِهِم
مِّن
ضُرٍّ
لَّلَجُّوا۟
فِى
طُغْيَـٰنِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Onlara, rahmet edip sıkıntılarını gidersek, yine de azgınlıklarına devam ederler.
Ve lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun.
Mü'minûn 23:77
حَتَّىٰٓ
إِذَا
فَتَحْنَا
عَلَيْهِم
بَابًا
ذَا
عَذَابٍ
شَدِيدٍ
إِذَا
هُمْ
فِيهِ
مُبْلِسُونَ
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisun.
Mü'minûn 23:79
وَهُوَ
ٱلَّذِى
ذَرَأَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَإِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Ve huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun.
Mü'minûn 23:80
وَهُوَ
ٱلَّذِى
يُحْىِ
وَيُمِيتُ
وَلَهُ
ٱخْتِلَـٰفُ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Ve huvellezi yuhyi ve yumitu ve lehuhtilaful leyli ven nehar, e fe la ta'kılun.