سورة المؤمنون

23.Mü'minûn

"Müminler"
118 Ayet
Mü'minûn 23:81
بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ
Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.
Bel kalu misle ma kalel evvelun.
Mü'minûn 23:82
قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"
Kalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.
Mü'minûn 23:83
لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
"Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."
Lekad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatirul evvelin.
Mü'minûn 23:84
قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"
Kul li menil ardu ve men fiha in kuntum ta'lemun.
Mü'minûn 23:85
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"
Seyekulune lillah, kul e fe la tezekkerun.
Mü'minûn 23:86
قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ
De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın[1] Rabb'i kimdir?"
Kul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim.
Mü'minûn 23:87
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ
"Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"
Seyekulune lillah, kul e fe la tettekun.
Mü'minûn 23:88
قُلْ مَن بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"
Kul men bi yedihi melekutu kulli şey'in ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemun.
Mü'minûn 23:89
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ
"Allah'tır." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"
Seyekulune lillah, kul fe enna tusharun.
Mü'minûn 23:90
بَلْ أَتَيْنَـٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ
Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.
Bel eteynahum bil hakkı ve innehum le kazibun.
Mü'minûn 23:91
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ إِلَـٰهٍ ۚ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.[1]
Mettehazallahu min veledin ve ma kane meahu min ilahin izen le zehebe kullu ilahin bima halaka ve le ala ba'duhum ala ba'd, subhanallahi amma yasıfun.
Mü'minûn 23:92
عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk[1] koştuklarından çok yücedir.
Alimil gaybi veş şehadeti fe teala amma yuşrikun.
Mü'minûn 23:93
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ
De ki: "Rabb'im! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"
Kul rabbi imma turiyenni ma yuadun.
Mü'minûn 23:94
رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
"Rabb'im! Beni, o zalim halk içinde bırakma."
Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin.
Mü'minûn 23:95
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَـٰدِرُونَ
Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.
Ve inna ala en nuriyeke ma neıduhum le kadirun.
Mü'minûn 23:96
ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ ۚ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
İdfa' billeti hiye ahsenus seyyieh, nahnu a'lemu bi ma yasıfun.
Mü'minûn 23:97
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَـٰطِينِ
De ki: "Rabb'im! Şeytanların[1] etkilemelerinden Sana sığınırım."
Ve kul rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin.
Mü'minûn 23:98
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
"Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."
Ve euzu bike rabbi en yahdurun.
Mü'minûn 23:99
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ
Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der.
Hatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun.
Mü'minûn 23:100
لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَـٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ ۚ كَلَّآ ۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا ۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Böylece ihmal ettiğim salih[1] işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında[2] bir berzah[3] vardır.
Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun.