سورة الأحقاف

46.Ahkâf

"Kum Tepeleri"
35 Ayet
Ahkâf 46:21
وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Ve hatırlat kardeşi Aad’ın hani uyarmıştı kavmini Ahkaf’ta kum tepelerinde ve gelip geçmişti uyarıcılar ellerinin arasından ve ihtilafından kulluk etmeyin ancak sadece Allah’a kuşkusuz ben korkuyorum üzerinize azabından bir günün büyük
Vezkur eha ad, iz enzere kavmehu bil ahkafi ve kad haletin nuzuru min beyni yedeyhi ve min halfihi ella ta'budu illallah, inni ehafu aleykum azabe yevmin azim.
Ahkâf 46:22
قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dediler ki geldin mi bize döndürmek için bizi ilahlarımızdan hadi getir bize Vaad ettiğin bize eğer doğru sözlülerden isen
Kalu eci'tena li te'fikena an alihetina, fe'tina bi ma teıduna in kunte mines sadikin.
Ahkâf 46:23
قَالَ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِ وَلَـٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
Dedi ki ancak bilgi iyeliğindedir Allah'ın ve size tebliğ ediyorum gönderildiğim ile ve lakin görüyorum sizi bir topluluk cahillik eden
Kale innemel ilmu indallahi ve ubelligukum ma ursiltu bihi ve lakinni erakum kavmen techelun.
Ahkâf 46:24
فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا۟ هَـٰذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا ۚ بَلْ هُوَ مَا ٱسْتَعْجَلْتُم بِهِ ۖ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ne zaman ki gördüler onu bir bulut olarak yönelen onların vadilerine dediler ki bu bir buluttur bize yağmur yağdıracak olan aksine odur acele istediğiniz kendisini bir rüzgardır ondadır bir azap acıklı
Fe lemma reevhu aridan mustakbile evdiyetihim kalu haza aridun mumtıruna, bel huve mesta'celtum bih, rihun fiha azabun elim.
Ahkâf 46:25
تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَـٰكِنُهُمْ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ
Yerle bir eder her şeyi emriyle Rabbinin artık oldular görünmez ancak onların meskenleri işte böyle cezalandırırız o topluluğu o suçlular
Tudemmiru kulle şey'in bi emri rabbiha fe asbehu la yura illa mesakinuhum kezalike neczil kavmel mucrimin.
Ahkâf 46:26
وَلَقَدْ مَكَّنَّـٰهُمْ فِيمَآ إِن مَّكَّنَّـٰكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَـٰرًا وَأَفْـِٔدَةً فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَآ أَبْصَـٰرُهُمْ وَلَآ أَفْـِٔدَتُهُم مِّن شَىْءٍ إِذْ كَانُوا۟ يَجْحَدُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِ يَسْتَهْزِءُونَ
Andolsun ki onlara imkan vermiştik şeylerde size imkan vermediğimiz kendisinde ve vermiştik onlara kulak ve gözler ve kalpler fakat fayda vermedi onlara kulakları ne de gözleri ne de kalpleri herhangi bir şeyden çünkü idiler inkar ediyorlar ayetlerini Allah'ın ve kuşattı onları şey idiler kendisiyle alay ediyorlar
Ve lekad mekkenna hum fi ma in mekkennakum fihi ve cealna lehum sem'an ve ebsaren ve ef'ideten fe ma agna anhum sem'uhum ve la ebsaruhum ve la ef'idetuhum min şey'in iz kanu yechadune bi ayatillahi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.
Ahkâf 46:27
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْقُرَىٰ وَصَرَّفْنَا ٱلْـَٔايَـٰتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Andolsun ki helak ettik çevrenizde olanları kentlerden ve türlü şekillerde açıkladık ayetleri umulur ki onlar dönerler
Ve lekad ehlekna ma havlekum minel kura ve sarrafnel ayati leallehum yerciun.
Ahkâf 46:28
فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُرْبَانًا ءَالِهَةً ۖ بَلْ ضَلُّوا۟ عَنْهُمْ ۚ وَذَٰلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
Neden yardım etmedi onlara o kimselere ki edindiler aşağısında Allah'ın yakın etmek ilahları aksine denetimsizleştiler onlardan ve işte budur tersyüz etmeleri onların ve iftira ettikleri
Fe lev la nasare humullezinettehazu min dunillahi kurbanen aliheh, bel dallu anhum, ve zalike ifkuhum ve ma kanu yefterun.
Ahkâf 46:29
وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ ۖ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ
Ve hani yöneltmiştik sana bir ekip cinlerden, dinlemek üzere Kur’an’ı. Ne zaman ki huzuruna geldiler, dediler ki: “Sessiz olun.” Ne zaman ki karar verildi, döndüler kavimlerine uyarıcılar olarak.
Ve iz sarefna ileyke neferen minel cinni yestemiunel kur'an, fe lemma hadaruhu kalu ensıtu, fe lemma kudıye vellev ila kavmihim munzirin.
Ahkâf 46:30
قَالُوا۟ يَـٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَـٰبًا أُنزِلَ مِن بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ
Dediler ki: “Ey kavmimiz! Kuşkusuz, dinledik bir kitabı; indirildi Musa’dan sonra, onaylayan onun iki elinin arasındakini. İletir hakka ve doğru yola.”
Kalu ya kavmena inna semi'na kitaben unzile min ba'di musa musaddikan li ma beyne yedeyhi yehdi ilel hakkı ve ila tarikın mustekim.
Ahkâf 46:31
يَـٰقَوْمَنَآ أَجِيبُوا۟ دَاعِىَ ٱللَّهِ وَءَامِنُوا۟ بِهِ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Ey kavmimiz icabet edin davetçisine Allah'ın ve iman edin O'na bağışlasın sizin için günahlarınızdan ve korusun sizi bir azaptan acıklı
Ya kavmena ecibu daiyallahi ve aminu bihi yagfir lekum min zunubikum ve yucirkum min azabin elim.
Ahkâf 46:32
وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِىَ ٱللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِن دُونِهِٓ أَوْلِيَآءُ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
Ve her kim cevap vermezse çağıranı Allaha artık değildir aciz bırakacak o yeryüzünde ve değildir onun için onun aşağısından verirler işte onlar denetimsizdir açıkça
Ve men la yucib daiyallahi fe leyse bi mu'cizin fil ardı ve leyse lehu min dunihi evliyau, ulaike fi dalalin mubin.
Ahkâf 46:33
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَمْ يَعْىَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِىَ ٱلْمَوْتَىٰ ۚ بَلَىٰٓ إِنَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Görmediler mi şüphesiz Allah O ki yarattı gökleri ve yeri ve yorulmadı onları yaratmakla gücü yetendir üzerine diriltmeye ölüleri evet şüphesiz O her şeye gücü yetendir
E ve lem yerev ennallahellezi halakas semavati vel arda ve lem ya'ye bi halkıhinne bi kadirin ala en yuhyiyel mevta, bela innehu ala kulli şey'in kadir.
Ahkâf 46:34
وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَـٰذَا بِٱلْحَقِّ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا ۚ قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Ve o gün sunulur o kimseler inkar ettiler ateşe değil midir bu gerçek dediler evet Rabbimize andolsun ki dedi o halde tadın azabı karşılık olarak idiniz inkar ediyor
Ve yevme yu'redullezine keferu alen nar,e leyse haza bil hakk, kalu bela ve rabbina, kale fe zukul azabe bi ma kuntum tekfurun.
Ahkâf 46:35
فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ ۚ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍ ۚ بَلَـٰغٌ ۚ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ
O halde sabret nasıl ki sabretti sahipleri azim elçilerden ve acele isteme onlar için; sanki onlar o gün görürler şeyi tehdit edildikleri kalmamışlar ancak bir saat gündüzden bir tebliğdir helak edilir mi hiç ancak topluluk yoldan çıkmış
Fasbir kema sabere ulul azmi miner rusuli ve la testa'cil lehum, ke ennehum yevme yerevne ma yuadune lem yelbesu illa saaten min nehar, belag, fe hel yuhleku illel kavmul fasikun.