MonoKuran Çevrisi Ahkâf 46:26
Andolsun ki onlara imkan vermiştik şeylerde size imkan vermediğimiz kendisinde ve vermiştik onlara kulak ve gözler ve kalpler fakat fayda vermedi onlara kulakları ne de gözleri ne de kalpleri herhangi bir şeyden çünkü idiler inkar ediyorlar ayetlerini Allah'ın ve kuşattı onları şey idiler kendisiyle alay ediyorlar
وَلَقَدْ
ve andolsun
مَكَّنَّـٰهُمْ
onlara imkan vermiştik
فِيمَآ
şeyi
إِن
مَّكَّنَّـٰكُمْ
size vermediğimiz
فِيهِ
onu
وَجَعَلْنَا
ve yaratmıştık
لَهُمْ
onlara
سَمْعًا
kulaklar
وَأَبْصَـٰرًا
ve gözler
وَأَفْـِٔدَةً
ve gönüller
فَمَآ
fakat
أَغْنَىٰ
sağlamadı
عَنْهُمْ
kendilerine
سَمْعُهُمْ
kulakları
وَلَآ
ne de
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
وَلَآ
ne de
أَفْـِٔدَتُهُم
gönülleri
مِّن
bir
شَىْءٍ
şey (yarar)
إِذْ
zira
كَانُوا۟
يَجْحَدُونَ
bile bile inkar ediyorlardı
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَحَاقَ
ve kuşatıverdi
بِهِم
kendilerini
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay edip duruyor(lar)
Ve lekad mekkenna hum fi ma in mekkennakum fihi ve cealna lehum sem'an ve ebsaren ve ef'ideten fe ma agna anhum sem'uhum ve la ebsaruhum ve la ef'idetuhum min şey'in iz kanu yechadune bi ayatillahi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.
İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda kalp ile beyin arasındaki iletişim üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda kalbin beyin fonksiyonlarını etkilediğine dair bulgular elde edilmiştir. Tıpkı göz, kulak vs. ile beyin arasındaki iletişim gibi.
# Kelime Anlam Kök
1
velekad
ve andolsun -
2
mekkennahum
onlara imkan vermiştik مكن
3
fima
şeyi -
4
in
-
5
mekkennakum
size vermediğimiz مكن
6
fihi
onu -
7
ve cealna
ve yaratmıştık جعل
8
lehum
onlara -
9
sem'an
kulaklar سمع
10
ve ebsaran
ve gözler بصر
11
ve ef'ideten
ve gönüller فاد
12
fema
fakat -
13
egna
sağlamadı غني
14
anhum
kendilerine -
15
sem'uhum
kulakları سمع
16
ve la
ne de -
17
ebsaruhum
gözleri بصر
18
ve la
ne de -
19
ef'idetuhum
gönülleri فاد
20
min
bir -
21
şey'in
şey (yarar) شيا
22
iz
zira -
23
kanu
كون
24
yechadune
bile bile inkar ediyorlardı جهد
25
biayati
ayetlerini ايي
26
llahi
Allah'ın -
27
ve haka
ve kuşatıverdi حيق
28
bihim
kendilerini -
29
ma
şey -
30
kanu
oldukları كون
31
bihi
onunla -
32
yestehziune
alay edip duruyor(lar) هزا