سورة يس

36.Yâsîn

"Ya-Sin"
83 Ayet
Yâsîn 36:41
وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir[1].
Ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun.
Yâsîn 36:42
وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ
Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.
Ve halakna lehum min mislihi ma yerkebun.
Yâsîn 36:43
وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Ve in neşe' nugrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun.
Yâsîn 36:44
إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
İlla rahmeten minna ve metaan ila hin.
Yâsîn 36:45
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;
Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun.
Yâsîn 36:46
وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Onlar, Rabb'lerinin ayetlerinden hangi ayet gelirse gelsin ondan yüz çevirenler oldular.
Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin.
Yâsîn 36:47
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
Onlara: "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden ihtiyaç sahiplerine yardım edin dendiği zaman, Kafirler, İman Edenler'e: "Allah'ın dileseydi doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapkınlık içindesiniz." dediler.
Ve iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalin mubin.
Yâsîn 36:48
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
"Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaad[1] ne zaman[2]?" derler.
Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin.
Yâsîn 36:49
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ
Onlar birbirleri ile çekişirlerken, onları yakalayacak tek bir çığlıktan başkasını gözlemiyorlar.
Ma yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun.
Yâsîn 36:50
فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ
Artık vasiyette bulunmaya da ailelerine dönmeye de güçleri yetmez.
Fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun.
Yâsîn 36:51
وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ
Sur'a[1] üflenmiştir! İşte o zaman onlar, kabirlerinden Rabb'lerine akın ederler.
Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun.
Yâsîn 36:52
قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ
"Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı[1]? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.
Kalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun.
Yâsîn 36:53
إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ
Sadece tek bir sayha[1]! İşte o zaman onların tamamı huzurumuza getirilirler.
İn kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun.
Yâsîn 36:54
فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Artık bugün kişi, hiçbir haksızlık görmeyecek. Sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.
Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun.
Yâsîn 36:55
إِنَّ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَـٰكِهُونَ
Kuşkusuz Cennet ehli bugün keyifli bir uğraş içindedir.
İnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun.
Yâsîn 36:56
هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.
Yâsîn 36:57
لَهُمْ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
Orada onlar için meyve ve gönüllerinin çektiği her şey vardır.
Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun.
Yâsîn 36:58
سَلَـٰمٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ
Rahmeti kesintisiz Rabb'den söz selamdır[1].
Selamun kavlen min rabbin rahim.
Yâsîn 36:59
وَٱمْتَـٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
Ey mücrimler![1] Bugün ayrılın!
Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun.
Yâsîn 36:60
أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَـٰنَ ۖ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Ey Ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"
E lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.