سورة يس

36.Yâsîn

"Ya-Sin"
83 Ayet
Yâsîn 36:21
ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ
"Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır."
İttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun.
Yâsîn 36:22
وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
"Ben, niçin benim fıtratımı[1] belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz."
Ve ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun.
Yâsîn 36:23
ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَـٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ
"Ben, O'nun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin[1] bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar."
E ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun.
Yâsîn 36:24
إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
"Öyle olsaydı[1] ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum."
İnni izen le fi dalalin mubin.
Yâsîn 36:25
إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ
"Ben, sizin de Rabb'iniz olana inandım. Beni dinleyin!"
İnni amentu bi rabbikum fesmeun.
Yâsîn 36:26
قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ ۖ قَالَ يَـٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ
Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi;"
Kiled hulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemun.
Yâsîn 36:27
بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ
"Rabb'imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını."
Bima gafere li rabbi ve cealeni minel mukremin.
Yâsîn 36:28
وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِ مِن بَعْدِهِ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
Ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin.
Yâsîn 36:29
إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَـٰمِدُونَ
Sadece bir sayha![1] O zaman onlar sönenler oldular!
İn kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun.
Yâsîn 36:30
يَـٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ ۚ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِ يَسْتَهْزِءُونَ
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her Resul'le alay ettiler.
Ya hasreten alel ıbad, ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.
Yâsîn 36:31
أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?
E lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun.
Yâsîn 36:32
وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ
Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.
Ve in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun.
Yâsîn 36:33
وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَـٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
Ölü toprak, onlara bir ayettir[1]. Onu canlandırdık ve ondan ürünler çıkardık. Böylece ondan yerler.
Ve ayetun lehumul ardul meyteh, ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun.
Yâsîn 36:34
وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَـٰبٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ
Orada hurma ve üzüm bahçeleri yaptık. Ve orada pınarlar akıttık.
Ve cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun.
Yâsîn 36:35
لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ
Onun ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye. Hala şükretmeyecekler mi?
Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, e fe la yeşkurun.
Yâsîn 36:36
سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ
Yerin bitirdiklerinden, kendilerinden ve bilemeyecekleri şeylerden çiftler yaratan, O, Sübhan'dır[1].
Subhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun.
Yâsîn 36:37
وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ
Gece de onlar için bir ayettir[1]. Ondan gündüzü çekip alırız da onlar karanlıkta kalırlar.
Ve ayetun lehumul leyl, neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun.
Yâsîn 36:38
وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
Güneş, kendisi için karar kılınan yörüngesinde akar gider. İşte bu Mutlak Üstün Olan'ın, Her Şeyi Bilen'in yasasıdır.
Veş şemsu tecri li mustekarrin leha, zalike takdirul azizil alim.
Yâsîn 36:39
وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ
Ay'a da menziller takdir ettik. Sonunda kuru bir hurma dalına döner.
Vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim.
Yâsîn 36:40
لَا ٱلشَّمْسُ يَنبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ ۚ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Ne Güneş Ay'a erişebilir ve ne de gecenin gündüzü geçmesi mümkün olabilir. Hepsi de bir yörüngede hareket ederler.
Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun.