سورة يس
36.Yâsîn Suresi
"Ya-Sin"
83 Ayet
Yâsîn 36:62
وَلَقَدْ
أَضَلَّ
مِنكُمْ
جِبِلًّا
كَثِيرًا ۖ
أَفَلَمْ
تَكُونُوا۟
تَعْقِلُونَ
Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?
Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, e fe lem tekunu ta'kılun.
Yâsîn 36:63
هَـٰذِهِ
جَهَنَّمُ
ٱلَّتِى
كُنتُمْ
تُوعَدُونَ
İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.
Hazihi cehennemulleti kuntum tuadun.
Yâsîn 36:64
ٱصْلَوْهَا
ٱلْيَوْمَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْفُرُونَ
Kafir olduğunuz için bugün oraya girin!
Islevhel yevme bima kuntum tekfurun.
Yâsîn 36:65
ٱلْيَوْمَ
نَخْتِمُ
عَلَىٰٓ
أَفْوَٰهِهِمْ
وَتُكَلِّمُنَآ
أَيْدِيهِمْ
وَتَشْهَدُ
أَرْجُلُهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.
El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun.
Yâsîn 36:66
وَلَوْ
نَشَآءُ
لَطَمَسْنَا
عَلَىٰٓ
أَعْيُنِهِمْ
فَٱسْتَبَقُوا۟
ٱلصِّرَٰطَ
فَأَنَّىٰ
يُبْصِرُونَ
Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?
Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun.
Yâsîn 36:67
وَلَوْ
نَشَآءُ
لَمَسَخْنَـٰهُمْ
عَلَىٰ
مَكَانَتِهِمْ
فَمَا
ٱسْتَطَـٰعُوا۟
مُضِيًّا
وَلَا
يَرْجِعُونَ
Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük[1], ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.
Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun.
Yâsîn 36:69
وَمَا
عَلَّمْنَـٰهُ
ٱلشِّعْرَ
وَمَا
يَنبَغِى
لَهُٓ ۚ
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
ذِكْرٌ
وَقُرْءَانٌ
مُّبِينٌ
Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur'an'dır.
Ve ma allemnahuş şi're ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur'anun mubin.
Yâsîn 36:71
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّا
خَلَقْنَا
لَهُم
مِّمَّا
عَمِلَتْ
أَيْدِينَآ
أَنْعَـٰمًا
فَهُمْ
لَهَا
مَـٰلِكُونَ
Ellerimizin[1] yaptıklarından, onlara sahip oldukları hayvanlar yarattığımızı görmüyorlar mı?
E ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun.
Yâsîn 36:72
وَذَلَّلْنَـٰهَا
لَهُمْ
فَمِنْهَا
رَكُوبُهُمْ
وَمِنْهَا
يَأْكُلُونَ
Bu hayvanları yararlanmalarına sunduk. Kimine biniyor, kimini de yiyorlar.
Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun.
Yâsîn 36:78
وَضَرَبَ
لَنَا
مَثَلًا
وَنَسِىَ
خَلْقَهُ ۖ
قَالَ
مَن
يُحْىِ
ٱلْعِظَـٰمَ
وَهِىَ
رَمِيمٌ
Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.
Ve darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim.
Yâsîn 36:80
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُم
مِّنَ
ٱلشَّجَرِ
ٱلْأَخْضَرِ
نَارًا
فَإِذَآ
أَنتُم
مِّنْهُ
تُوقِدُونَ
Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.
Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun.