سورة النحل
16.Nahl Suresi
"Bal Arısı"
128 Ayet
Nahl 16:41
وَٱلَّذِينَ
هَاجَرُوا۟
فِى
ٱللَّهِ
مِن
بَعْدِ
مَا
ظُلِمُوا۟
لَنُبَوِّئَنَّهُمْ
فِى
ٱلدُّنْيَا
حَسَنَةً ۖ
وَلَأَجْرُ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
أَكْبَرُ ۚ
لَوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Zulme uğramalarından sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, kesinlikle dünyada iyi bir yere yerleştiririz. Ahiret ödülü ise daha büyüktür. Keşke hicretten geri kalanlar bunu bilselerdi!
Vellezine haceru fillahi min ba'di ma zulimu li nubevvi ennehum fid dunya haseneh, ve le ecrul ahıreti ekber, lev kanu ya'lemun.
Nahl 16:43
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
مِن
قَبْلِكَ
إِلَّا
رِجَالًا
نُّوحِىٓ
إِلَيْهِمْ ۚ
فَسْـَٔلُوٓا۟
أَهْلَ
ٱلذِّكْرِ
إِن
كُنتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan[1] başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline[2] sorun.
Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhi ileyhim fes'elu ehlez zikri in kuntum la ta'lemun.
Nahl 16:44
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَٱلزُّبُرِ ۗ
وَأَنزَلْنَآ
إِلَيْكَ
ٱلذِّكْرَ
لِتُبَيِّنَ
لِلنَّاسِ
مَا
نُزِّلَ
إِلَيْهِمْ
وَلَعَلَّهُمْ
يَتَفَكَّرُونَ
Onları[1] beyyinatla[2] zeburlarla[3] gönderdik. Sana da zikri[4] indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin[5]. Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.
Bil beyyinati vez zubur, ve enzelna ileykez zikre li tubeyyine lin nasi ma nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerun.
Nahl 16:45
أَفَأَمِنَ
ٱلَّذِينَ
مَكَرُوا۟
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
أَن
يَخْسِفَ
ٱللَّهُ
بِهِمُ
ٱلْأَرْضَ
أَوْ
يَأْتِيَهُمُ
ٱلْعَذَابُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَشْعُرُونَ
Sana sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya ummadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?
E fe eminellezine mekeru seyyiati en yahsifallahu bihimul arda ev ye'tiyehumul azabu min haysu la yeş'urun.
Nahl 16:46
أَوْ
يَأْخُذَهُمْ
فِى
تَقَلُّبِهِمْ
فَمَا
هُم
بِمُعْجِزِينَ
Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.
Ev ye'huzehum fi tekallubihim fe ma hum bi mu'cizin.
Nahl 16:47
أَوْ
يَأْخُذَهُمْ
عَلَىٰ
تَخَوُّفٍ
فَإِنَّ
رَبَّكُمْ
لَرَءُوفٌ
رَّحِيمٌ
Veya kendilerini, korku üzerinde yakalamayacağından. Buna rağmen, doğrusu Rabb'iniz, Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ev ye'huzehum ala tehavvuf, fe inne rabbekum le raufun rahim.
Nahl 16:48
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
إِلَىٰ
مَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
مِن
شَىْءٍ
يَتَفَيَّؤُا۟
ظِلَـٰلُهُ
عَنِ
ٱلْيَمِينِ
وَٱلشَّمَآئِلِ
سُجَّدًا
لِّلَّهِ
وَهُمْ
دَٰخِرُونَ
Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde[1] ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?
E ve lem yerev ila ma halakallahu min şey'in yetefeyyeu zilaluhu anil yemini veş şemaili succeden lillahi ve hum dahırun.
Nahl 16:49
وَلِلَّهِ
يَسْجُدُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
مِن
دَآبَّةٍ
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
وَهُمْ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ
Göklerde ve yerde bulunan hareket halindeki varlıkların tamamı ve melekler büyüklenmeden, Allah'a secde ederler.[1]
Ve lillahi yescudu ma fis semavati ve ma fil ardı min dabbetin vel melaiketu ve hum la yestekbirun.
Nahl 16:50
يَخَافُونَ
رَبَّهُم
مِّن
فَوْقِهِمْ
وَيَفْعَلُونَ
مَا
يُؤْمَرُونَ ۩
Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.
Yehafune rabbehum min fevkıhim ve yef'alune ma yu'merun.
Nahl 16:51
وَقَالَ
ٱللَّهُ
لَا
تَتَّخِذُوٓا۟
إِلَـٰهَيْنِ
ٱثْنَيْنِ ۖ
إِنَّمَا
هُوَ
إِلَـٰهٌ
وَٰحِدٌ ۖ
فَإِيَّـٰىَ
فَٱرْهَبُونِ
Allah: "İki ilah edinmeyin! O, ancak tek bir ilahtır. O halde, yalnızca Bana rehbet[1] duyun."
Ve kalallahu la tettehızu ilaheynisneyn, innema huve ilahun vahıd, fe iyyaye ferhebun.
Nahl 16:52
وَلَهُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَلَهُ
ٱلدِّينُ
وَاصِبًا ۚ
أَفَغَيْرَ
ٱللَّهِ
تَتَّقُونَ
Göklerde ve yerde ne varsa, yalnız O'nundur. Din de yalnızca O'nundur.[1] Böyleyken, Allah'tan başkasına mı takvalı oluyorsunuz?
Ve lehu ma fis semavati vel ardı ve lehud dinu vasıba, e fe gayrallahi tettekun.
Nahl 16:53
وَمَا
بِكُم
مِّن
نِّعْمَةٍ
فَمِنَ
ٱللَّهِ ۖ
ثُمَّ
إِذَا
مَسَّكُمُ
ٱلضُّرُّ
فَإِلَيْهِ
تَجْـَٔرُونَ
Sahip olduğunuz nimetlerin tamamı, Allah'tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınızda, yalnız O'na yalvarırsınız.
Ve ma bikum min ni'metin fe minallahi summe iza messekumud durru fe ileyhi tec'erun.
Nahl 16:54
ثُمَّ
إِذَا
كَشَفَ
ٱلضُّرَّ
عَنكُمْ
إِذَا
فَرِيقٌ
مِّنكُم
بِرَبِّهِمْ
يُشْرِكُونَ
Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, bir kısmınız hemen Rabb'lerine şirk koşmaya başlar.
Summe iza keşefad durra ankum iza ferikun minkum bi rabbihim yuşrikun.
Nahl 16:55
لِيَكْفُرُوا۟
بِمَآ
ءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚ
فَتَمَتَّعُوا۟ ۖ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
Kendilerine verdiklerimize nankörlük ediyorlar. Şimdilik faydalanın bakalım! Yakında göreceksiniz!
Li yekfuru bima ateynahum, fe temetteu, fesevfe ta'lemun.
Nahl 16:56
وَيَجْعَلُونَ
لِمَا
لَا
يَعْلَمُونَ
نَصِيبًا
مِّمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ ۗ
تَٱللَّهِ
لَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنتُمْ
تَفْتَرُونَ
Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden bilinçsizce[1] pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Ve yec'alune li ma la ya'lemune nasiben mimma razaknahum, tallahi le tus'elunne amma kuntum tefterun.
Nahl 16:58
وَإِذَا
بُشِّرَ
أَحَدُهُم
بِٱلْأُنثَىٰ
ظَلَّ
وَجْهُهُ
مُسْوَدًّا
وَهُوَ
كَظِيمٌ
Onlardan birisine, çocuğunun kız olduğu haberi verildiği zaman, kızgınlığından yüzü kapkara kesilir.
Ve iza buşşire ehaduhum bil unsa zalle vechuhu musvedden ve huve kezim.
Nahl 16:59
يَتَوَٰرَىٰ
مِنَ
ٱلْقَوْمِ
مِن
سُوٓءِ
مَا
بُشِّرَ
بِهِٓ ۚ
أَيُمْسِكُهُ
عَلَىٰ
هُونٍ
أَمْ
يَدُسُّهُ
فِى
ٱلتُّرَابِ ۗ
أَلَا
سَآءَ
مَا
يَحْكُمُونَ
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete[1] karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm[2] ne kötüdür!
Yetevara minel kavmi min sui ma buşşire bih, e yumsikuhu ala hunin em yedussuhu fit turab, e la sae ma yahkumun.
Nahl 16:60
لِلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
مَثَلُ
ٱلسَّوْءِ ۖ
وَلِلَّهِ
ٱلْمَثَلُ
ٱلْأَعْلَىٰ ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Kötü misaller[1] ahirete inanmayanlara aittir. En yüce misaller Allah içindir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Lillezine la yu'minune bil ahıreti meselus sev', ve lillahil meselul a'la, ve huvel azizul hakim.