بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtları
وَٱلزُّبُرِ ۗ
ve Kitapları
وَأَنزَلْنَآ
ve indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلذِّكْرَ
Zikr'i
لِتُبَيِّنَ
açıklayasın diye
لِلنَّاسِ
insanlara
مَا
şeyi
نُزِّلَ
indirilen
إِلَيْهِمْ
kendilerine
وَلَعَلَّهُمْ
ta ki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alsınlar
Bil beyyinati vez zubur, ve enzelna ileykez zikre li tubeyyine lin nasi ma nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerun.
Senden önce elçi olarak gönderilenleri.
Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiyle.
Kitaplarla.
Öğüt, hatırlatıcı.
Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
bil-beyyinati
|
açık kanıtları | بين |
| 2 |
ve zzuburi
|
ve Kitapları | زبر |
| 3 |
ve enzelna
|
ve indirdik | نزل |
| 4 |
ileyke
|
sana | - |
| 5 |
z-zikra
|
Zikr'i | ذكر |
| 6 |
litubeyyine
|
açıklayasın diye | بين |
| 7 |
linnasi
|
insanlara | نوس |
| 8 |
ma
|
şeyi | - |
| 9 |
nuzzile
|
indirilen | نزل |
| 10 |
ileyhim
|
kendilerine | - |
| 11 |
veleallehum
|
ta ki | - |
| 12 |
yetefekkerune
|
düşünüp öğüt alsınlar | فكر |