سورة القلم

68.Kalem

"Kalem"
52 Ayet
Kalem 68:41
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
Em lehum şurekau, fel ye'tu bi şurekaihim in kanu sadikin.
Kalem 68:42
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Gerçeklerin açığa çıktığı gün secde[1] etmeye çağrılacaklar, ancak buna güçleri yetmez.
Yevme yukşefu an sakın ve yud'avne iles sucudi fe la yestetiun.
Kalem 68:43
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ
O Gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.
Haşiaten ebsaruhum terhekuhum zilleh, ve kad kanu yud'avne iles sucudi ve hum salimun.
Kalem 68:44
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
O halde bu hadisi[1] yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
Fe zerni ve men yukezzibu bi hazel hadis, se nestedricuhum min haysu la ya'lemun.
Kalem 68:45
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Onlara süre tanıyorum. Kuşkusuz, Benim planım çok sağlamdır.
Ve umli lehum, inne keydi metin.
Kalem 68:46
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borca mı giriyorlar?
Em tes'eluhum ecren fe hum min magremin muskalun.
Kalem 68:47
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Veya gaybın bilgisine sahipler de oradan mı yazıyorlar?
Em inde humul gaybu fehum yektubun.
Kalem 68:48
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ
Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi[1] gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.
Fasbir li hukmi rabbike ve la tekun ke sahıbil hut, iz nada ve huve mekzum.
Kalem 68:49
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.
Levla en tedarekehu ni'metun min rabbihi le nubize bil arai ve huve mezmum.
Kalem 68:50
فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Fakat Rabb'i onu seçti ve iyilerden yaptı.
Fectebahu rabbuhu fe cealehu mines salihin.
Kalem 68:51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ
Kafirler, o öğüdü duydukları zaman, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Kuşkusuz o bir delidir." diyorlardı.
Ve in yekadullezine keferu le yuzlikuneke bi ebsarihim lemma semiuz zikra ve yekulune innehu le mecnun.
Kalem 68:52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ
Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.
Ve ma huve illa zikrun lil alemin.