سورة الشعراء
26.Şuarâ Suresi
"Şairler"
227 Ayet
Şuarâ 26:61
فَلَمَّا
تَرَٰٓءَا
ٱلْجَمْعَانِ
قَالَ
أَصْحَـٰبُ
مُوسَىٰٓ
إِنَّا
لَمُدْرَكُونَ
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın taraftarları, "İşte şimdi yakalandık." dediler.
Fe lemma terael cem'ani kale ashabu musa inna le mudrakun.
Şuarâ 26:62
قَالَ
كَلَّآ ۖ
إِنَّ
مَعِىَ
رَبِّى
سَيَهْدِينِ
Musa: "Hayır, endişelenmeyin! Kuşkusuz Rabb'im benimledir. Bana yol gösterecektir." dedi.
Kale kella, inne maiye rabbi seyehdin.
Şuarâ 26:63
فَأَوْحَيْنَآ
إِلَىٰ
مُوسَىٰٓ
أَنِ
ٱضْرِب
بِّعَصَاكَ
ٱلْبَحْرَ ۖ
فَٱنفَلَقَ
فَكَانَ
كُلُّ
فِرْقٍ
كَٱلطَّوْدِ
ٱلْعَظِيمِ
Musa'ya, "Asanı denize vur." diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı. Her bir parçası büyük, yüksek bir dağ gibiydi.
Fe evhayna ila musa enıdrib bi asakel bahr, fenfeleka fe kane kullu firkın ket tavdil azim.
Şuarâ 26:65
وَأَنجَيْنَا
مُوسَىٰ
وَمَن
مَّعَهُٓ
أَجْمَعِينَ
Musa ve beraberinde olanların hepsini kurtardık.
Ve enceyna musa ve men meahu ecmain.
Şuarâ 26:66
ثُمَّ
أَغْرَقْنَا
ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra da diğerlerini boğduk.
Summe agraknel aharin.
Şuarâ 26:68
وَإِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلرَّحِيمُ
Kuşkusuz Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.
Şuarâ 26:69
وَٱتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَأَ
إِبْرَٰهِيمَ
Onlara İbrahim'in haberini anlat.
Vetlu aleyhim nebee ibrahim.
Şuarâ 26:70
إِذْ
قَالَ
لِأَبِيهِ
وَقَوْمِهِ
مَا
تَعْبُدُونَ
Babasına ve halkına; "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.
İz kale li ebihi ve kavmihi ma ta'budun.
Şuarâ 26:71
قَالُوا۟
نَعْبُدُ
أَصْنَامًا
فَنَظَلُّ
لَهَا
عَـٰكِفِينَ
"Putlara kulluk ediyoruz. Kendimizi onlara adamaktan vazgeçmeyeceğiz." dediler.
Kalu na'budu asnamen fe nezallu leha akifin.
Şuarâ 26:72
قَالَ
هَلْ
يَسْمَعُونَكُمْ
إِذْ
تَدْعُونَ
İbrahim: "Onlara dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?" dedi.
Kale hel yesmeunekum iz ted'un.
Şuarâ 26:73
أَوْ
يَنفَعُونَكُمْ
أَوْ
يَضُرُّونَ
"Veya size bir yararları ya da zararları oluyor mu?"
Ev yenfeunekum ev yedurrun.
Şuarâ 26:74
قَالُوا۟
بَلْ
وَجَدْنَآ
ءَابَآءَنَا
كَذَٰلِكَ
يَفْعَلُونَ
Onlar: "Ama atalarımızı böyle yaparlarken bulduk." dediler.
Kalu bel vecedna abaena kezalike yef'alun.
Şuarâ 26:75
قَالَ
أَفَرَءَيْتُم
مَّا
كُنتُمْ
تَعْبُدُونَ
İbrahim: "Peki neye kulluk ettiğinizi hiç düşünüyor musunuz?" dedi.
Kale e fe raeytum ma kuntum ta'budun.
Şuarâ 26:76
أَنتُمْ
وَءَابَآؤُكُمُ
ٱلْأَقْدَمُونَ
"Siz ve geçmiş atalarınız."
Entum ve abaukumul akdemun.
Şuarâ 26:77
فَإِنَّهُمْ
عَدُوٌّ
لِّىٓ
إِلَّا
رَبَّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
"Yalnızca alemlerin Rabb'i (dostumdur). O'nun dışındakilerin hepsi benim düşmanımdır."
Fe innehum aduvvun li illa rabbel alemin.
Şuarâ 26:78
ٱلَّذِى
خَلَقَنِى
فَهُوَ
يَهْدِينِ
"Beni yaratan ve yol gösteren O'dur."
Ellezi halakani fe huve yehdin.
Şuarâ 26:79
وَٱلَّذِى
هُوَ
يُطْعِمُنِى
وَيَسْقِينِ
"O'dur beni yediren ve içiren."
Vellezi huve yut'ımuni ve yeskin.
Şuarâ 26:80
وَإِذَا
مَرِضْتُ
فَهُوَ
يَشْفِينِ
"Hastalandığım zaman, O'dur bana şifa veren."
Ve iza maridtu fe huve yeşfin.