سورة ق

50.Kâf

"Kaf"
45 Ayet
Kâf 50:21
وَجَآءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّعَهَا سَآئِقٌ وَشَهِيدٌ
Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.
Ve caet kullu nefsin meaha saikun ve şehidun.
Kâf 50:22
لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَـٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌ
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Lekad kunte fi gafletin min haza fe keşefna anke gıtaeke fe besarukel yevme hadidun.
Kâf 50:23
وَقَالَ قَرِينُهُ هَـٰذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ
Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.
Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid.
Kâf 50:24
أَلْقِيَا فِى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ
"İnatçı, Kafirlerin tamamını Cehennem'e atın."
Elkıya fi cehenneme kulle keffarin anidin.
Kâf 50:25
مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُّرِيبٍ
Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.
Mennaın lil hayri mu'tedin muribin.
Kâf 50:26
ٱلَّذِى جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ
O, Allah ile birlikte başka ilah[1] edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
Ellezi ceale meallahi ilahen ahara fe elkıyahu fil azabiş şedidi.
Kâf 50:27
قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَآ أَطْغَيْتُهُ وَلَـٰكِن كَانَ فِى ضَلَـٰلٍ بَعِيدٍ
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Kale karinuhu rabbena ma etgaytuhu ve lakin kane fi dalalin baidin.
Kâf 50:28
قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا۟ لَدَىَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُم بِٱلْوَعِيدِ
"Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.
Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.
Kâf 50:29
مَا يُبَدَّلُ ٱلْقَوْلُ لَدَىَّ وَمَآ أَنَا۠ بِظَلَّـٰمٍ لِّلْعَبِيدِ
"Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."
Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma ene bi zallamin lil abid.
Kâf 50:30
يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ
O Gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da "Daha yok mu?" der.
Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel min mezidin.
Kâf 50:31
وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ
Cennet, takva sahipleri için uzak değil, yaklaştırılmıştır.
Ve uzlifetil cennetu lil muttekine gayre baidin.
Kâf 50:32
هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ
İşte size söz verilen şey budur. Yönelen[1] ve koruyanların[1] tamamı içindir.
Haza ma tuadune li kulli evvabin hafiz.
Kâf 50:33
مَّنْ خَشِىَ ٱلرَّحْمَـٰنَ بِٱلْغَيْبِ وَجَآءَ بِقَلْبٍ مُّنِيبٍ
Gaybda Allah'a huşu duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.
Men haşiyer rahmane bil gaybi ve cae bi kalbin munibin.
Kâf 50:34
ٱدْخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْخُلُودِ
Oraya esenlikle girin. İşte bu Süreklilik Günü'dür.
Udhuluha bi selam, zalike yevmul hulud.
Kâf 50:35
لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ
Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.
Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezidun.
Kâf 50:36
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُم بَطْشًا فَنَقَّبُوا۟ فِى ٱلْبِلَـٰدِ هَلْ مِن مَّحِيصٍ
Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?
Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabu fil bilad, hel min mahisin.
Kâf 50:37
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِمَن كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى ٱلسَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ
Kuşkusuz bunda kalbi olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.
İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehidun.
Kâf 50:38
وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ
Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde[1] yarattık.
Ve lekad halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin ve ma messena min lugub.
Kâf 50:39
فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ ٱلْغُرُوبِ
Onların söyledikleri şeylere sabret. Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce Rabb'ini hamd[1] ile tesbih[2] et.
Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.
Kâf 50:40
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَـٰرَ ٱلسُّجُودِ
Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.
Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbares sucudi.