Kendilerine, ellerinizi çekin[1], salatı ikame edin, zekatı yapın[2] denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca[3], içlerinden bir kısmı Allah'ın haşyeti[4] gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet duyarlar. Ve "Ey Rabb'imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır. Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık yapılmaz."
أَلَمْ
تَرَ
görmedin mi
إِلَى
ٱلَّذِينَ
kimseleri
قِيلَ
denilen(leri)
لَهُمْ
kendilerine
كُفُّوٓا۟
(savaştan) çekin
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَأَقِيمُوا۟
ve ayakta tutun
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتُوا۟
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
فَلَمَّا
zaman
كُتِبَ
yazılıdığı
عَلَيْهِمُ
kendilerine
ٱلْقِتَالُ
savaş
إِذَا
hemen
فَرِيقٌ
bir grup
مِّنْهُمْ
içlerinden
يَخْشَوْنَ
korkmaya başladılar
ٱلنَّاسَ
insanlardan
كَخَشْيَةِ
korkar gibi
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْ
hatta
أَشَدَّ
daha fazla
خَشْيَةً ۚ
korkuyla
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
رَبَّنَا
Rabbimiz
لِمَ
niçin
كَتَبْتَ
yazdın
عَلَيْنَا
bize
ٱلْقِتَالَ
savaş
لَوْلَآ
keşke
أَخَّرْتَنَآ
bizi erteleseydin
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
bir süreye
قَرِيبٍ ۗ
yakın
قُلْ
de ki
مَتَـٰعُ
geçimi
ٱلدُّنْيَا
dünya
قَلِيلٌ
azdır
وَٱلْـَٔاخِرَةُ
ve ahiret
خَيْرٌ
daha iyidir
لِّمَنِ
kimse için
ٱتَّقَىٰ
korunan
وَلَا
تُظْلَمُونَ
size haksızlık edilmez
فَتِيلًا
kıl kadar
E lem tera ilallezine kile lehum kuffu eydiyekum, ve ekimus salate ve atuz zekat, fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu iza ferikun minhum yahşevnen nase ke haşyetillahi ev eşedde haşyeh, ve kalu rabbena lime ketebte aleynal kıtal, lev la ahhartena ila ecelin karib. Kul metaud dunya kalil, vel ahıratu hayrun li menitteka ve la tuzlemune fetila.
Kimseye dokunmayın.
Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
Gerekli görülünce, zorunlu kılınınca.
Derin saygı ve içten sevgi besleyerek; onları Allah'tan üstün ve yüce görürler. Bu kelimeye korkmak anlamı vermek doğru değildir. Kelime, "huşu" (içtenlik) samimiyet anlamındadır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
elem
|
- | |
| 2 |
tera
|
görmedin mi | راي |
| 3 |
ila
|
- | |
| 4 |
ellezine
|
kimseleri | - |
| 5 |
kile
|
denilen(leri) | قول |
| 6 |
lehum
|
kendilerine | - |
| 7 |
kuffu
|
(savaştan) çekin | كفف |
| 8 |
eydiyekum
|
ellerinizi | يدي |
| 9 |
ve ekimu
|
ve ayakta tutun | قوم |
| 10 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 11 |
ve atu
|
ve verin | اتي |
| 12 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 13 |
felemma
|
zaman | - |
| 14 |
kutibe
|
yazılıdığı | كتب |
| 15 |
aleyhimu
|
kendilerine | - |
| 16 |
l-kitalu
|
savaş | قتل |
| 17 |
iza
|
hemen | - |
| 18 |
ferikun
|
bir grup | فرق |
| 19 |
minhum
|
içlerinden | - |
| 20 |
yehşevne
|
korkmaya başladılar | خشي |
| 21 |
n-nase
|
insanlardan | نوس |
| 22 |
kehaşyeti
|
korkar gibi | خشي |
| 23 |
llahi
|
Allah'tan | - |
| 24 |
ev
|
hatta | - |
| 25 |
eşedde
|
daha fazla | شدد |
| 26 |
haşyeten
|
korkuyla | خشي |
| 27 |
ve kalu
|
ve dediler ki | قول |
| 28 |
rabbena
|
Rabbimiz | ربب |
| 29 |
lime
|
niçin | - |
| 30 |
ketebte
|
yazdın | كتب |
| 31 |
aleyna
|
bize | - |
| 32 |
l-kitale
|
savaş | قتل |
| 33 |
levla
|
keşke | - |
| 34 |
ehhartena
|
bizi erteleseydin | اخر |
| 35 |
ila
|
kadar | - |
| 36 |
ecelin
|
bir süreye | اجل |
| 37 |
karibin
|
yakın | قرب |
| 38 |
kul
|
de ki | قول |
| 39 |
metau
|
geçimi | متع |
| 40 |
d-dunya
|
dünya | دنو |
| 41 |
kalilun
|
azdır | قلل |
| 42 |
vel'ahiratu
|
ve ahiret | اخر |
| 43 |
hayrun
|
daha iyidir | خير |
| 44 |
limeni
|
kimse için | - |
| 45 |
tteka
|
korunan | وقي |
| 46 |
ve la
|
- | |
| 47 |
tuzlemune
|
size haksızlık edilmez | ظلم |
| 48 |
fetilen
|
kıl kadar | فتل |