Doğrusu Allah İsrailoğullarından kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı yapar[1], Resul'lerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim küfrederse[2] düz yoldan sapmış olur.
وَلَقَدْ
andolsun
أَخَذَ
almıştı
ٱللَّهُ
Allah
مِيثَـٰقَ
söz
بَنِىٓ
oğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَبَعَثْنَا
ve göndermiştik
مِنْهُمُ
içlerinden
ٱثْنَىْ
iki (on iki)
عَشَرَ
on (on iki)
نَقِيبًا ۖ
başkan
وَقَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
إِنِّى
şüphesiz ben
مَعَكُمْ ۖ
sizinle beraberim
لَئِنْ
eğer
أَقَمْتُمُ
ayakta tutarsanız
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتَيْتُمُ
ve verirseniz
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَءَامَنتُم
ve inanırsanız
بِرُسُلِى
elçilerime
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
ve onlara yardım ederseniz
وَأَقْرَضْتُمُ
ve borç verirseniz
ٱللَّهَ
Allah'a
قَرْضًا
bir borç
حَسَنًا
güzel
لَّأُكَفِّرَنَّ
elbette örterim
عَنكُمْ
sizin
سَيِّـَٔاتِكُمْ
günahlarınızı
وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ
ve sizi sokarım
جَنَّـٰتٍ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
تَحْتِهَا
altlarından
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
ırmaklar
فَمَن
kim
كَفَرَ
inkar ederse
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
مِنكُمْ
sizden
فَقَدْ
muhakkak
ضَلَّ
sapmış olur
سَوَآءَ
düz
ٱلسَّبِيلِ
yoldan
Ve lekad ehazallahu misaka beni israil, ve beasna minhumusney aşera nakiba ve kalellahu inni meakum lein ekamtumus salate ve ateytumuz zekate ve amentum bi rusuli ve azzertumuhum ve akradtumullahe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiatikum ve le udhılennekum cennatin tecri min tahtıhel enhar, fe men kefere ba'de zalike minkum fe kad dalle sevaes sebil.
Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
Bkz. 5:5. ayetin 3. dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velekad
|
andolsun | - |
| 2 |
ehaze
|
almıştı | اخذ |
| 3 |
llahu
|
Allah | - |
| 4 |
misaka
|
söz | وثق |
| 5 |
beni
|
oğullarından | بني |
| 6 |
israile
|
İsrail | - |
| 7 |
ve beasna
|
ve göndermiştik | بعث |
| 8 |
minhumu
|
içlerinden | - |
| 9 |
sney
|
iki (on iki) | ثني |
| 10 |
aşera
|
on (on iki) | عشر |
| 11 |
nekiben
|
başkan | نقب |
| 12 |
ve kale
|
demişti ki | قول |
| 13 |
llahu
|
Allah | - |
| 14 |
inni
|
şüphesiz ben | - |
| 15 |
meakum
|
sizinle beraberim | - |
| 16 |
lein
|
eğer | - |
| 17 |
ekamtumu
|
ayakta tutarsanız | قوم |
| 18 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 19 |
ve ateytumu
|
ve verirseniz | اتي |
| 20 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 21 |
ve amentum
|
ve inanırsanız | امن |
| 22 |
birusuli
|
elçilerime | رسل |
| 23 |
ve azzertumuhum
|
ve onlara yardım ederseniz | عزر |
| 24 |
ve ekradtumu
|
ve borç verirseniz | قرض |
| 25 |
llahe
|
Allah'a | - |
| 26 |
kardan
|
bir borç | قرض |
| 27 |
hasenen
|
güzel | حسن |
| 28 |
leukeffiranne
|
elbette örterim | كفر |
| 29 |
ankum
|
sizin | - |
| 30 |
seyyiatikum
|
günahlarınızı | سوا |
| 31 |
veleudhilennekum
|
ve sizi sokarım | دخل |
| 32 |
cennatin
|
cennetlere | جنن |
| 33 |
tecri
|
akan | جري |
| 34 |
min
|
- | |
| 35 |
tehtiha
|
altlarından | تحت |
| 36 |
l-enharu
|
ırmaklar | نهر |
| 37 |
femen
|
kim | - |
| 38 |
kefera
|
inkar ederse | كفر |
| 39 |
bea'de
|
sonra | بعد |
| 40 |
zalike
|
bundan | - |
| 41 |
minkum
|
sizden | - |
| 42 |
fekad
|
muhakkak | - |
| 43 |
delle
|
sapmış olur | ضلل |
| 44 |
seva'e
|
düz | سوي |
| 45 |
s-sebili
|
yoldan | سبل |