De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası da zararı da olmayan şeylere mi yalvaralım? Allah, bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde gerisin geri mi dönelim? Arkadaşlarının "Bize gel" diye doğru yola çağırdıkları; şeytanların[1] ise ayartıp şaşırttığı kimse gibi mi olalım?" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın gösterdiği yoldur. Ve biz Alemlerin Rabb'ine teslim olmakla emrolunduk."
قُلْ
de ki
أَنَدْعُوا۟
mi yalvaralım?
مِن
دُونِ
başka
ٱللَّهِ
Allah'tan
مَا
şeylere
لَا
يَنفَعُنَا
bize yarar vermeyen
وَلَا
يَضُرُّنَا
ve zarar vermeyen
وَنُرَدُّ
ve döndürülüp
عَلَىٰٓ
üzerinde
أَعْقَابِنَا
ökçelerimiz
بَعْدَ
sonra
إِذْ
هَدَىٰنَا
bizi doğru yola ilettikten
ٱللَّهُ
Allah
كَٱلَّذِى
gibi mi?
ٱسْتَهْوَتْهُ
ayartarak
ٱلشَّيَـٰطِينُ
şeytanların
فِى
ٱلْأَرْضِ
çölde bıraktıkları
حَيْرَانَ
şaşkın bir halde
لَهُٓ
kimse
أَصْحَـٰبٌ
arkadaşlarının ise
يَدْعُونَهُٓ
çağırdıkları
إِلَى
ٱلْهُدَى
doğru yola
ٱئْتِنَا ۗ
Bize gel! diye
قُلْ
de ki
إِنَّ
muhakkak
هُدَى
yol gösterme
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُوَ
ancak
ٱلْهُدَىٰ ۖ
yol göstermesidir
وَأُمِرْنَا
ve bize emredilmiştir
لِنُسْلِمَ
teslim olmamız
لِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin
Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yadurruna ve nureddu ala a'kabina ba'de iz hedanallahu kellezistehvethuş şeyatinu fil ardı hayrane lehu ashabun yed'unehu ilel hude'tina, kul inne hudallahi huvel huda, ve umirna li nuslime li rabbil alemin.
Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsünün için de şeytan denmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kul
|
de ki | قول |
| 2 |
ened'u
|
mi yalvaralım? | دعو |
| 3 |
min
|
- | |
| 4 |
duni
|
başka | دون |
| 5 |
llahi
|
Allah'tan | - |
| 6 |
ma
|
şeylere | - |
| 7 |
la
|
- | |
| 8 |
yenfeuna
|
bize yarar vermeyen | نفع |
| 9 |
ve la
|
- | |
| 10 |
yedurruna
|
ve zarar vermeyen | ضرر |
| 11 |
ve nuraddu
|
ve döndürülüp | ردد |
| 12 |
ala
|
üzerinde | - |
| 13 |
ea'kabina
|
ökçelerimiz | عقب |
| 14 |
bea'de
|
sonra | بعد |
| 15 |
iz
|
- | |
| 16 |
hedana
|
bizi doğru yola ilettikten | هدي |
| 17 |
llahu
|
Allah | - |
| 18 |
kallezi
|
gibi mi? | - |
| 19 |
stehvethu
|
ayartarak | هوي |
| 20 |
ş-şeyatinu
|
şeytanların | شطن |
| 21 |
fi
|
- | |
| 22 |
l-erdi
|
çölde bıraktıkları | ارض |
| 23 |
hayrane
|
şaşkın bir halde | حير |
| 24 |
lehu
|
kimse | - |
| 25 |
eshabun
|
arkadaşlarının ise | صحب |
| 26 |
yed'unehu
|
çağırdıkları | دعو |
| 27 |
ila
|
- | |
| 28 |
l-huda
|
doğru yola | هدي |
| 29 |
'tina
|
Bize gel! diye | اتي |
| 30 |
kul
|
de ki | قول |
| 31 |
inne
|
muhakkak | - |
| 32 |
huda
|
yol gösterme | هدي |
| 33 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 34 |
huve
|
ancak | - |
| 35 |
l-huda
|
yol göstermesidir | هدي |
| 36 |
ve umirna
|
ve bize emredilmiştir | امر |
| 37 |
linuslime
|
teslim olmamız | سلم |
| 38 |
lirabbi
|
Rabbine | ربب |
| 39 |
l-aalemine
|
alemlerin | علم |