Cim-Ha-Mim
jHm
Ateş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (26) ayette yer almaktadır.
Bakara / 2:119:10
Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.
إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا ۖ وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْجَحِيمِ
İnna erselnake bil hakkı beşiren ve neziren, ve la tus'elu an ashabil cahim.
Mâide / 5:10:7
Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennem'lik kimselerdir.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cehim.
Mâide / 5:86:7
Kafir olup ayetlerimizi yalanlayan kimseler, işte onlar Cehennem halkıdırlar.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cahim.
Tevbe / 9:113:20
Nebi ve Mü'minlere; Cehennem'lik oldukları açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, Müşriklere bağışlanma dilemeleri yaraşmaz.
مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن يَسْتَغْفِرُوا۟ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوٓا۟ أُو۟لِى قُرْبَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Ma kane lin nebiyyi vellezine amenu en yestagfiru lil muşrikine ve lev kanu uli kurba min ba'di ma tebeyyene lehum ennehum ashabul cahim.
Hac / 22:51:8
Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.
وَٱلَّذِينَ سَعَوْا۟ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Vellezine seav fi ayatina muacizine ulaike ashabul cehim.
Şuarâ / 26:91:2
Ve Cehennem azgınların karşısına çıkarılır.
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ
Ve burrizetil cahimu lil gavin.
Sâffât / 37:23:7
Allah'ın yanı sıra. Artık onlara Cehennem yolunu gösterin.
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ
Min dunillahi fehduhum ila sıratıl cahim.
Sâffât / 37:55:5
Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
Fettalea fe reahu fi sevail cahim.
Sâffât / 37:64:6
O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.
إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
İnneha şeceretun tahrucu fi aslil cahim.
Sâffât / 37:68:5
Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
Summe inne merciahum le ilel cahim.
Sâffât / 37:97:7
"Onun için bir yer hazırlayın, sonra da onu cehenneme atın." dediler.
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ
Kalubnu lehu bunyanen fe elkuhu fil cahim.
Sâffât / 37:163:5
Cehennem'e girecekler hariç.
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ
İlla men huve salil cahim.
Mü'min / 40:7:27
Arş'ı yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman Edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."
ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Ellezine yahmilunel arşa ve men havlehu yusebbihune bi hamdi rabbihim ve yu'minune bihi ve yestagfirune lillezine amenu, rabbena vesi'te kulle şey'in rahmeten ve ilmen fagfir lillezine tabu vettebeu sebileke vekıhim azabel cahim.
Duhân / 44:47:5
"Onu tutun! Cehennem'in ortasına sürükleyin."
خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
Huzuhu fa'tiluhu ila sevail cahim.
Duhân / 44:56:10
Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
La yezukune fihel mevte illel mevtetel ula, ve vekahum azabel cahim.
Tûr / 52:18:8
Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.
فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Fakihine bi ma atahum rabbuhum, ve vekahum rabbuhum azabel cahim.
Vâkıa / 56:94:2
Ve Cehennem'e atılma vardır.
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Ve tasliyetu cahim.
Hadîd / 57:19:20
Allah'a ve Resuller'ine iman edenler; işte onlar Sıddıklardır. Ve Rabb'leri yanında şahitlerdir. Onların ödülleri ve nurları vardır. Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ ۖ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Vellezine amenu billahi ve rusulihi ulaike humus sıddikune veş şuhedau inde rabbihim, lehum ecruhum ve nuruhum, vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cahim.
Hâkka / 69:31:2
"Sonra onu Cehennem'e atın."
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
Summel cahime salluh.
Müzzemmil / 73:12:4
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا
İnne ledeyna enkalen ve cahima.
Naziât / 79:36:2
Gören kimseler için Cehennem açıkça gösterilecek.
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Ve burrizetil cahimu li men yera.
Naziât / 79:39:2
Kuşkusuz Cehennem onun için barınaktır.
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Fe innel cahime hiyel me'va.
Tekvîr / 81:12:2
Cehennem kızıştırıldığı zaman,
وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
Ve izel cahimu su'ıret.
İnfitâr / 82:14:4
Facirler Cehennem'dedirler.
وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ
Ve innel fuccare lefi cahim.
Mutaffifîn / 83:16:4
Sonra onlar, Cehennem'e girecekler.
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
Summe innehum le salul cahim.
Tekâsür / 102:6:2
Görürsünüz O Cehimi
لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ
Le terevunnel cahim.