Ayn-Ye-Şın
Ey$
Belirli bir şekilde yaşamak, hayatını sürdürmek, yaşam sahibi olmak, geçim aramak. İşatun - geçim, geçim arama zamanı. Maişetun - varoluş, yaşam tarzı, ritüeller, yaşam gereksinimleri, yaşam ve geçim araçları, yaşamak için gerekli araçları elde etme yolları.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (8) ayette yer almaktadır.
A'râf / 7:10:8
Gercekte biz sizi mekanlastirdik yeryuzunde ve olusturduk size orada gecimlikler ne az sukrediyorsunuz
وَلَقَدْ مَكَّنَّـٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَـٰيِشَ ۗ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Ve lekad mekkennakum fil ardı ve cealna lekum fiha maayiş', kalilen ma teşkurun.
Hicr / 15:20:4
Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَـٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
Ve cealna lekum fiha meayişe ve men lestum lehu bi razıkin.
Tâhâ / 20:124:7
Kim Ben'im zikrimden yüz çevirirse, bilmelidir ki onun için bunalımlı bir yaşam vardır. Kıyamet Günü de onu kör olarak haşrederiz.
وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ أَعْمَىٰ
Ve men a'rada an zikri fe inne lehu maişeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyameti a'ma.
Kasas / 28:58:6
Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.
وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍۭ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا ۖ فَتِلْكَ مَسَـٰكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَن مِّنۢ بَعْدِهِمْ إِلَّا قَلِيلًا ۖ وَكُنَّا نَحْنُ ٱلْوَٰرِثِينَ
Ve kem ehlekna min karyetin batırat maişeteha, fe tilke mesakinuhum lem tusken min ba'dihim illa kalila, ve kunna nahnul varisin.
Zuhruf / 43:32:8
Rabb'inin rahmetini onlar mı dağıtıyorlar? Dünya hayatındaki geçimliklerini Biz paylaştırdık. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye, onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Rabb'inin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ ۚ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَـٰتٍ لِّيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا ۗ وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
E hum yaksimune rahmete rabbik, nahnu kasemna beynehum maişetehum fil hayatid dunyave refa'na ba'dahum fevka ba'dın derecatin li yettehıze ba'duhum ba'dan suhriyya, ve rahmetu rabbike hayrun mimma yecmaun.
Hâkka / 69:21:3
Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Fe huve fi işetin radıyeh.
Nebe / 78:11:3
Gündüzü geçim zamanı yaptık.
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
Ve cealnen nehare meaşa.
Kâria / 101:7:3
O hoşnut edici bir yaşayış içindedir.
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Fe huve fi işetin radiyeh.