Yusuf, anne ve babasını makamına çıkardı. Hepsi onun makamına saygı ile eğildiler.[1] Yusuf: "Ey babacığım! Bu durum, daha önceki rüyamın gerçekleşmesidir.[2] Rabb'im onu gerçek kıldı. Ve gerçekten bana ihsanda bulundu. Çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, O sizi çölden getirdi. Benim Rabb'im dilediğine lütuf sahibidir. Gerçek şu ki: O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir."
وَرَفَعَ
ve çıkardı
أَبَوَيْهِ
ana-babasını
عَلَى
üstüne
ٱلْعَرْشِ
tahtın
وَخَرُّوا۟
ve hepsi kapandılar
لَهُ
onun için
سُجَّدًا ۖ
secdeye
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰٓأَبَتِ
babacığım
هَـٰذَا
işte bu
تَأْوِيلُ
yorumudur
رُءْيَـٰىَ
rü'yanın
مِن
قَبْلُ
önceki
قَدْ
muhakkak
جَعَلَهَا
onu yaptı
رَبِّى
Rabbim
حَقًّا ۖ
gerçek
وَقَدْ
ve gerçekten
أَحْسَنَ
iyilik etti
بِىٓ
bana
إِذْ
zira
أَخْرَجَنِى
beni çıkardı
مِنَ
-dan
ٱلسِّجْنِ
zindan-
وَجَآءَ
ve getirdi
بِكُم
sizi de
مِّنَ
-den
ٱلْبَدْوِ
çöl-
مِن
بَعْدِ
sonra
أَن
نَّزَغَ
fitne soktuktan
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
بَيْنِى
aramıza
وَبَيْنَ
ve arasına
إِخْوَتِىٓ ۚ
kardeşlerim
إِنَّ
gerçekten
رَبِّى
Rabbim
لَطِيفٌ
çok ince düzenler
لِّمَا
şeyi
يَشَآءُ ۚ
dilediği
إِنَّهُ
şüphesiz O
هُوَ
O
ٱلْعَلِيمُ
bilendir
ٱلْحَكِيمُ
her şeyi yerli yerince yapandır
Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harru lehu succeda, ve kale ya ebeti haza te'vilu ru'yaye min kablu kad cealeha rabbi hakka, ve kad ahsene bi iz ahreceni mines sicni ve cae bikum minel bedvi min ba'di en nezegaş şeytanu beyni ve beyne ıhveti, inne rabbi latifun lima yeşa' innehu huvel alimul hakim.
Secde ederek.
Yorumudur.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve rafea
|
ve çıkardı | رفع |
| 2 |
ebeveyhi
|
ana-babasını | ابو |
| 3 |
ala
|
üstüne | - |
| 4 |
l-arşi
|
tahtın | عرش |
| 5 |
ve harru
|
ve hepsi kapandılar | خرر |
| 6 |
lehu
|
onun için | - |
| 7 |
succeden
|
secdeye | سجد |
| 8 |
ve kale
|
ve dedi | قول |
| 9 |
ya ebeti
|
babacığım | ابو |
| 10 |
haza
|
işte bu | - |
| 11 |
te'vilu
|
yorumudur | اول |
| 12 |
ru'yaye
|
rü'yanın | راي |
| 13 |
min
|
- | |
| 14 |
kablu
|
önceki | قبل |
| 15 |
kad
|
muhakkak | - |
| 16 |
cealeha
|
onu yaptı | جعل |
| 17 |
rabbi
|
Rabbim | ربب |
| 18 |
hakkan
|
gerçek | حقق |
| 19 |
ve kad
|
ve gerçekten | - |
| 20 |
ehsene
|
iyilik etti | حسن |
| 21 |
bi
|
bana | - |
| 22 |
iz
|
zira | - |
| 23 |
ehraceni
|
beni çıkardı | خرج |
| 24 |
mine
|
-dan | - |
| 25 |
s-sicni
|
zindan- | سجن |
| 26 |
ve ca'e
|
ve getirdi | جيا |
| 27 |
bikum
|
sizi de | - |
| 28 |
mine
|
-den | - |
| 29 |
l-bedvi
|
çöl- | بدو |
| 30 |
min
|
- | |
| 31 |
bea'di
|
sonra | بعد |
| 32 |
en
|
- | |
| 33 |
nezega
|
fitne soktuktan | نزغ |
| 34 |
ş-şeytanu
|
şeytan | شطن |
| 35 |
beyni
|
aramıza | بين |
| 36 |
ve beyne
|
ve arasına | بين |
| 37 |
ihveti
|
kardeşlerim | اخو |
| 38 |
inne
|
gerçekten | - |
| 39 |
rabbi
|
Rabbim | ربب |
| 40 |
letifun
|
çok ince düzenler | لطف |
| 41 |
lima
|
şeyi | - |
| 42 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 43 |
innehu
|
şüphesiz O | - |
| 44 |
huve
|
O | - |
| 45 |
l-alimu
|
bilendir | علم |
| 46 |
l-hakimu
|
her şeyi yerli yerince yapandır | حكم |