ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
وَمَا
ve
بَيْنَهُمَا
bunlar arasındakileri
فِى
سِتَّةِ
altı
أَيَّامٍ
günde
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
istiva etti
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ ۖ
Arş
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّن
دُونِهِ
O'ndan başka
مِن
hiçbir
وَلِىٍّ
dostunuz
وَلَا
ve yoktur
شَفِيعٍ ۚ
şefa'atçiniz
أَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Allahullezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arş, ma lekum min dunihi min veliyyin ve la şefii, e fe la tetezekkerun.
"Altı evrede, altı dönemde."
Arş, egemenlik ve güç makamı demektir. Arşa isteva etmek, mutlak yönetim gücünü ve koyduğu yasalarla evreni egemenliği ve yönetimi altına almak demektir.
Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.
Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
allahu
|
Allah | - |
| 2 |
llezi
|
ki | - |
| 3 |
haleka
|
yarattı | خلق |
| 4 |
s-semavati
|
gökleri | سمو |
| 5 |
vel'erde
|
ve yeri | ارض |
| 6 |
ve ma
|
ve | - |
| 7 |
beynehuma
|
bunlar arasındakileri | بين |
| 8 |
fi
|
- | |
| 9 |
sitteti
|
altı | ستت |
| 10 |
eyyamin
|
günde | يوم |
| 11 |
summe
|
sonra | - |
| 12 |
steva
|
istiva etti | سوي |
| 13 |
ala
|
üzerine | - |
| 14 |
l-arşi
|
Arş | عرش |
| 15 |
ma
|
yoktur | - |
| 16 |
lekum
|
sizin | - |
| 17 |
min
|
- | |
| 18 |
dunihi
|
O'ndan başka | دون |
| 19 |
min
|
hiçbir | - |
| 20 |
veliyyin
|
dostunuz | ولي |
| 21 |
ve la
|
ve yoktur | - |
| 22 |
şefiin
|
şefa'atçiniz | شفع |
| 23 |
efela
|
- | |
| 24 |
tetezekkerune
|
düşünüp öğüt almıyor musunuz? | ذكر |