Peki, herkesin ne yaptığını gözeten O değil mi? Onlar yine de ilahlarını Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onları[1] istediğiniz isimle isimlendirin bakalım. Yoksa siz, O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş sözlere mi aldanıyorsunuz?" Aslında Kafirlere planları güzel gösterildi de doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa[2] artık ona yol gösterecek kimse olamaz.
أَفَمَنْ
kimse gibi midir?
هُوَ
o
قَآئِمٌ
duran
عَلَىٰ
üzerinde
كُلِّ
her
نَفْسٍ
nefsin
بِمَا
كَسَبَتْ ۗ
yaptığı işin
وَجَعَلُوا۟
onlar koştular
لِلَّهِ
Allah'a
شُرَكَآءَ
ortaklar
قُلْ
de ki
سَمُّوهُمْ ۚ
onları isimlendirin
أَمْ
yoksa
تُنَبِّـُٔونَهُ
siz haber mi veriyorsunuz?
بِمَا
bir şeyi
لَا
يَعْلَمُ
(Allah'ın) bilmediği
فِى
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
أَم
yoksa
بِظَـٰهِرٍ
boş
مِّنَ
ٱلْقَوْلِ ۗ
söz mü (söylüyorsunuz)?
بَلْ
hayır
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لِلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مَكْرُهُمْ
tuzakları
وَصُدُّوا۟
ve çıkarıldılar
عَنِ
-dan
ٱلسَّبِيلِ ۗ
yol-
وَمَن
ve kimi
يُضْلِلِ
şaşırtırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz!
لَهُ
ona
مِنْ
hiçbir
هَادٍ
yol gösteren
E fe men huve kaimun ala kulli nefsin bi ma kesebet, ve cealu lillahi şureka', kul semmuhum, em tunebbiunehu bi ma la ya'lemu fil ardı em bi zahirin minel kavl, bel zuyyine lillezine keferu mekruhum ve suddu anis sebil, ve men yudlilillahu fe ma lehu min had.
Putlarınızı.
Allah'ın saptırması; gösterdiği yolunun benimsenmesi veya reddedilmesiyle ilgilidir. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Allah, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı veren olarak sonucu belirlemektedir. Diğer bir söylemle "insanın sapkınlığa iletilmesi," yaptığı seçime" göre uygun olan karşılığın veresiyle gerçekleşmektedir. Sorumluluk ve tercih bütünüyle insana aittir (Bkz. 10:108; 39:41).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
efemen
|
kimse gibi midir? | - |
| 2 |
huve
|
o | - |
| 3 |
kaimun
|
duran | قوم |
| 4 |
ala
|
üzerinde | - |
| 5 |
kulli
|
her | كلل |
| 6 |
nefsin
|
nefsin | نفس |
| 7 |
bima
|
- | |
| 8 |
kesebet
|
yaptığı işin | كسب |
| 9 |
vecealu
|
onlar koştular | جعل |
| 10 |
lillahi
|
Allah'a | - |
| 11 |
şuraka'e
|
ortaklar | شرك |
| 12 |
kul
|
de ki | قول |
| 13 |
semmuhum
|
onları isimlendirin | سمو |
| 14 |
em
|
yoksa | - |
| 15 |
tunebbiunehu
|
siz haber mi veriyorsunuz? | نبا |
| 16 |
bima
|
bir şeyi | - |
| 17 |
la
|
- | |
| 18 |
yea'lemu
|
(Allah'ın) bilmediği | علم |
| 19 |
fi
|
- | |
| 20 |
l-erdi
|
yeryüzünde | ارض |
| 21 |
em
|
yoksa | - |
| 22 |
bizahirin
|
boş | ظهر |
| 23 |
mine
|
- | |
| 24 |
l-kavli
|
söz mü (söylüyorsunuz)? | قول |
| 25 |
bel
|
hayır | - |
| 26 |
zuyyine
|
süslü gösterildi | زين |
| 27 |
lillezine
|
kimselere | - |
| 28 |
keferu
|
inkar eden(lere) | كفر |
| 29 |
mekruhum
|
tuzakları | مكر |
| 30 |
ve suddu
|
ve çıkarıldılar | صدد |
| 31 |
ani
|
-dan | - |
| 32 |
s-sebili
|
yol- | سبل |
| 33 |
ve men
|
ve kimi | - |
| 34 |
yudlili
|
şaşırtırsa | ضلل |
| 35 |
llahu
|
Allah | - |
| 36 |
fema
|
artık olmaz! | - |
| 37 |
lehu
|
ona | - |
| 38 |
min
|
hiçbir | - |
| 39 |
hadin
|
yol gösteren | هدي |