Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar,[1] ırzlarını[2] korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini[3] açığa vurmasınlar.[4] Örtüleri ile göğüslerini örtsünler.[5] Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları,[6] kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin[7] henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar.[8] Ey Mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
وَقُل
ve söyle
لِّلْمُؤْمِنَـٰتِ
inanan kadınlara
يَغْضُضْنَ
sakınsınlar
مِنْ
أَبْصَـٰرِهِنَّ
bakışlarını
وَيَحْفَظْنَ
ve korusunlar
فُرُوجَهُنَّ
ırzlarını
وَلَا
ve
يُبْدِينَ
göstermesinler
زِينَتَهُنَّ
süslerini
إِلَّا
ancak hariç
مَا
ظَهَرَ
görünenler
مِنْهَا ۖ
ondan
وَلْيَضْرِبْنَ
ve koysunlar
بِخُمُرِهِنَّ
örtülerini
عَلَىٰ
üstüne
جُيُوبِهِنَّ ۖ
(göğüs) yırtmaçlarının
وَلَا
ve
يُبْدِينَ
göstermesinler
زِينَتَهُنَّ
süslerini
إِلَّا
dışındakilere
لِبُعُولَتِهِنَّ
kocaları
أَوْ
yahut
ءَابَآئِهِنَّ
babaları
أَوْ
yahut
ءَابَآءِ
babaları
بُعُولَتِهِنَّ
kocalarının
أَوْ
yahut
أَبْنَآئِهِنَّ
oğulları
أَوْ
yahut
أَبْنَآءِ
oğulları
بُعُولَتِهِنَّ
kocalarının
أَوْ
yahut
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşleri
أَوْ
yahut
بَنِىٓ
oğulları
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşlerinin
أَوْ
yahut
بَنِىٓ
oğulları
أَخَوَٰتِهِنَّ
kızkardeşlerinin
أَوْ
yahut
نِسَآئِهِنَّ
kadınları
أَوْ
yahut
مَا
مَلَكَتْ
malik oldukları
أَيْمَـٰنُهُنَّ
ellerinin
أَوِ
yahut
ٱلتَّـٰبِعِينَ
tabi'leri (hizmetlileri)
غَيْرِ
bulunmayan
أُو۟لِى
ٱلْإِرْبَةِ
kadına ihtiyacı
مِنَ
-den
ٱلرِّجَالِ
erkekler-
أَوِ
yahut
ٱلطِّفْلِ
çocuklara
ٱلَّذِينَ
onlar ki
لَمْ
يَظْهَرُوا۟
henüz anlamazlar
عَلَىٰ
عَوْرَٰتِ
mahrem yerlerini
ٱلنِّسَآءِ ۖ
kadınların
وَلَا
ve
يَضْرِبْنَ
vurmasınlar
بِأَرْجُلِهِنَّ
ayaklarını
لِيُعْلَمَ
bilinmesi için
مَا
şeylerin
يُخْفِينَ
gizledikleri
مِن
-nden
زِينَتِهِنَّ ۚ
süsleri-
وَتُوبُوٓا۟
ve tevbe edin
إِلَى
ٱللَّهِ
Allah'a
جَمِيعًا
topluca
أَيُّهَ
ey
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
felaha erersiniz
Ve kul lil mu'minati yagdudne min ebsarihinne ve yahfazne furucehunne, ve la yubdine zinetehunneilla ma zahera minha, vel yadribne bi humurihinne ala cuyubihinne, ve la yubdine zinetehunne illa li buuletihinne ev abaihinne ev abai buuletihinne ev ebnaihinne ev ebnai buuletihinne ev ıhvanihinne ev beni ıhvanihinne ev beni ehavatihinne ev nisaihinne ev ma meleket eymanuhunne evit tabiine gayri ulil irbeti miner ricali evit tıflillezine lem yazharu ala avratin nisai, ve la yadribne bi erculihinne li yu'leme ma yuhfine min zinetihinn, ve tubu ilallahi cemian eyyuhel mu'minune leallekum tuflihun.
Art niyetle bakmasınlar.
Kelimesi kelimesine, "Furuc"lerini. Yani, mahrem yerlerini.
"Biyolojik yapısı itibarı ile karşı cinsin ilgisini çeken yerlerini. Ayette kast edilen ziynet, süs eşyası cinsinden takılar değildir. Ziynet; ilgi uyandıran, dikkat çeken şey demektir. Mal, zenginlik, makam, şöhret ve bezenerek gösterişli hale gelmek, gösterişli olmak ziynettir. Ziynet; dünyada ve ahirette insanın onurunu yükselten şey anlamına da gelmektedir. Ziynet; mal-mülk, para-pul, süs eşyası, güzellik, yakışıklılık, sağlık, makam-mevki gibi "basit dünya süsü" cinsinden şeyler olabileceği gibi, iman, güzel amel, güzel huy, ahlak, edep, vakar gibi şeyler de olabilir.
Ayette, kadınlardan; doğal ve zorunlu olarak görünenler hariç, ziynetlerini sadece örtmeleri değil, açığa vurmamaları, öne çıkarmamaları istenmektedir. Yani kastedilen şey, bedenin nasıl olursa olsun örtülmesi değil, bu örtünmenin, kadının ziyneti sayılan yerlerini öne çıkarma amacı taşımamasıdır. Özetle, kadından istenen şey, cinsiyetin değil, kişiliğin öne çıkarılmasıdır.
Kadının başını örtmesi "hükmü" bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki ayetin "hükmü" göğüs yırtmacının örtülmesidir. Bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Başın örtünmesi ancak yorum olarak "madem ki baş örtüsü ile deniyor, o halde baş örtüsü de farzdır" denebilir. İslam fıkhında yorumla bir şey hüküm/farz kılınamaz. Yorum, yorumu doğru kabul edenleri bağlar. Ayette, doğrudan "başın örtünmesinden söz edilmemektedir; yani başınızı örtün denmemektedir. Dolayısıyla "hüküm" olarak, başı örtmeye yönelik bir hükümden söz etmek mümkün değildir. Ancak, Arap toplumunda yaşam tarzı olan, onların örfüne ve geleneğine dayanan ve Müslim, Müşrik, Kitap Ehli; erkek-kadın herkesin başında zaten var olan başörtüsü ile kadının göğüs yırtmacının örtülmesi istenmektedir. Kur'an'da "başın örtülmesi" ile ilgili bir tek kelime dahi yoktur. Ayetin "illeti" yani gerekçesi, başın değil, "göğüs yırtmacının örtülmesidir." Bunun illa baştaki örtü ile yapılması da şart değildir. Zaten ayette "baş" kelimesi de geçmemektedir. "Bi humurihinne" yani sadece "örtüleri ile" kelimesi yer almaktadır. Bu kelimeyi "başörtüsü" şeklinde isim tamlamasına dönüştürmek, ondan başın örtülmesi hükmünü çıkarabilmek anlamına gelmez. Humur, hımarın çoğul formudur. Hımar, "başörtüsü" değil, "örtü" demektir. İsim tamlaması olarak örtüldüğü yere göre anlam kazanır. "Örtü"; masaya örtüldüğü zaman "masa örtüsü" olur, yatağa örtüldüğü zaman "yatak örtüsü", yere örtüldüğü zaman "yer örtüsü", başa örtüldüğü zaman "başörtüsü" olur. Gerekçesi "başı örtmek" olmayan bir ayetten "başı örtmek" hükmü çıkarılamaz. Bu hüküm; Kur'an'ın hükmü yerine, kendi anlayışını Kur'an'a söyletmeye çalışan zihniyetin kadına bakış açısını dinleştirmesinin sonucudur. Çok yalın ve açık olarak istenen şey, "göğüs yırtmacının örtülmesi" – "cuyup"lerini, tekili cebtir- olduğu halde, bunu başörtüsü olarak algılamak "atalar dinini," ve Arapların örfünü, dinin yerine geçirmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki "humur" "başörtüsü" olarak tanımlansa bile, ayette istenen şey "başı örtmek" değil, başörtüsü ile göğüs yırtmacını kapatmaktır. "Velyedribne" kelimesine, "salsınlar" (Başörtülerini göğüslerinin üzerine salsınlar.) şeklinde anlam verilerek kelime oyunu yapılmaktadır. "Salsınlar" anlamı başörtüsü iddiasını güçlendirmek için verilmektedir. Böyle olunca yukarıdan aşağıya yani baştan göğüslere doğru anlamı verilmektedir. Oysaki salsınlar "yedribne" değil, "yudnine"dir (33:59). Söz konusu ayette cilbablarını üzerlerine "salsınlar" kelimesi (Yudnine) olarak yer almaktadır.
Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır.
Cinselliğin ayırdına henüz varmamış olan.
İlgi uyandırmak amacıyla kimi yerlerinin belli olması için kırıtarak yürümesinler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kul
|
ve söyle | قول |
| 2 |
lilmu'minati
|
inanan kadınlara | امن |
| 3 |
yegdudne
|
sakınsınlar | غضض |
| 4 |
min
|
- | |
| 5 |
ebsarihinne
|
bakışlarını | بصر |
| 6 |
ve yehfezne
|
ve korusunlar | حفظ |
| 7 |
furucehunne
|
ırzlarını | فرج |
| 8 |
ve la
|
ve | - |
| 9 |
yubdine
|
göstermesinler | بدو |
| 10 |
zinetehunne
|
süslerini | زين |
| 11 |
illa
|
ancak hariç | - |
| 12 |
ma
|
- | |
| 13 |
zehera
|
görünenler | ظهر |
| 14 |
minha
|
ondan | - |
| 15 |
velyedribne
|
ve koysunlar | ضرب |
| 16 |
bihumurihinne
|
örtülerini | خمر |
| 17 |
ala
|
üstüne | - |
| 18 |
cuyubihinne
|
(göğüs) yırtmaçlarının | جيب |
| 19 |
ve la
|
ve | - |
| 20 |
yubdine
|
göstermesinler | بدو |
| 21 |
zinetehunne
|
süslerini | زين |
| 22 |
illa
|
dışındakilere | - |
| 23 |
libuuletihinne
|
kocaları | بعل |
| 24 |
ev
|
yahut | - |
| 25 |
abaihinne
|
babaları | ابو |
| 26 |
ev
|
yahut | - |
| 27 |
aba'i
|
babaları | ابو |
| 28 |
buuletihinne
|
kocalarının | بعل |
| 29 |
ev
|
yahut | - |
| 30 |
ebnaihinne
|
oğulları | بني |
| 31 |
ev
|
yahut | - |
| 32 |
ebna'i
|
oğulları | بني |
| 33 |
buuletihinne
|
kocalarının | بعل |
| 34 |
ev
|
yahut | - |
| 35 |
ihvanihinne
|
kardeşleri | اخو |
| 36 |
ev
|
yahut | - |
| 37 |
beni
|
oğulları | بني |
| 38 |
ihvanihinne
|
kardeşlerinin | اخو |
| 39 |
ev
|
yahut | - |
| 40 |
beni
|
oğulları | بني |
| 41 |
ehavatihinne
|
kızkardeşlerinin | اخو |
| 42 |
ev
|
yahut | - |
| 43 |
nisaihinne
|
kadınları | نسو |
| 44 |
ev
|
yahut | - |
| 45 |
ma
|
- | |
| 46 |
meleket
|
malik oldukları | ملك |
| 47 |
eymanuhunne
|
ellerinin | يمن |
| 48 |
evi
|
yahut | - |
| 49 |
t-tabiiyne
|
tabi'leri (hizmetlileri) | تبع |
| 50 |
gayri
|
bulunmayan | غير |
| 51 |
uli
|
اول | |
| 52 |
l-irbeti
|
kadına ihtiyacı | ارب |
| 53 |
mine
|
-den | - |
| 54 |
r-ricali
|
erkekler- | رجل |
| 55 |
evi
|
yahut | - |
| 56 |
t-tifli
|
çocuklara | طفل |
| 57 |
ellezine
|
onlar ki | - |
| 58 |
lem
|
- | |
| 59 |
yezheru
|
henüz anlamazlar | ظهر |
| 60 |
ala
|
- | |
| 61 |
avrati
|
mahrem yerlerini | عور |
| 62 |
n-nisa'i
|
kadınların | نسو |
| 63 |
ve la
|
ve | - |
| 64 |
yedribne
|
vurmasınlar | ضرب |
| 65 |
bierculihinne
|
ayaklarını | رجل |
| 66 |
liyua'leme
|
bilinmesi için | علم |
| 67 |
ma
|
şeylerin | - |
| 68 |
yuhfine
|
gizledikleri | خفي |
| 69 |
min
|
-nden | - |
| 70 |
zinetihinne
|
süsleri- | زين |
| 71 |
ve tubu
|
ve tevbe edin | توب |
| 72 |
ila
|
- | |
| 73 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 74 |
cemian
|
topluca | جمع |
| 75 |
eyyuhe
|
ey | - |
| 76 |
l-mu'minune
|
mü'minler | امن |
| 77 |
leallekum
|
umulur ki | - |
| 78 |
tuflihune
|
felaha erersiniz | فلح |