Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet[1] tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Sa'at'ın[2] geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, Kafirlere yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.
وَلَئِنْ
ve eğer
أَذَقْنَـٰهُ
biz ona taddırırsak
رَحْمَةً
bir rahmet
مِّنَّا
kendimizden
مِن
بَعْدِ
sonra
ضَرَّآءَ
bir zarardan
مَسَّتْهُ
ona dokunan
لَيَقُولَنَّ
elbette der ki
هَـٰذَا
bu
لِى
benim hakkımdır
وَمَآ
ve
أَظُنُّ
sanmıyorum
ٱلسَّاعَةَ
kıyametin
قَآئِمَةً
kopacağını
وَلَئِن
eğer
رُّجِعْتُ
götürülmüş olsam bile
إِلَىٰ
رَبِّىٓ
Rabbime
إِنَّ
muhakkak
لِى
benim için vardır
عِندَهُ
O'nun yanında
لَلْحُسْنَىٰ ۚ
daha güzel şeyler
فَلَنُنَبِّئَنَّ
biz mutlaka haber vereceğiz
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar edenlere
بِمَا
عَمِلُوا۟
yaptıklarını
وَلَنُذِيقَنَّهُم
ve mutlaka taddıracağız
مِّنْ
-dan
عَذَابٍ
azab-
غَلِيظٍ
kaba
Ve le in ezaknahu rahmeten minna min ba'di darrae messethu le yekulenne haza li ve ma ezunnus saate kaimeten ve le in ruci'tu ila rabbi inne li indehu lel husna, fe le nunebbiennellezine keferu bima amilu ve le nuzikannehum min azabin galiz.
Mal, mülk ve rahatlık verirsek.
Kıyametin kopacağını.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velein
|
ve eğer | - |
| 2 |
ezeknahu
|
biz ona taddırırsak | ذوق |
| 3 |
rahmeten
|
bir rahmet | رحم |
| 4 |
minna
|
kendimizden | - |
| 5 |
min
|
- | |
| 6 |
bea'di
|
sonra | بعد |
| 7 |
derra'e
|
bir zarardan | ضرر |
| 8 |
messethu
|
ona dokunan | مسس |
| 9 |
leyekulenne
|
elbette der ki | قول |
| 10 |
haza
|
bu | - |
| 11 |
li
|
benim hakkımdır | - |
| 12 |
ve ma
|
ve | - |
| 13 |
ezunnu
|
sanmıyorum | ظنن |
| 14 |
s-saate
|
kıyametin | سوع |
| 15 |
kaimeten
|
kopacağını | قوم |
| 16 |
velein
|
eğer | - |
| 17 |
rucia'tu
|
götürülmüş olsam bile | رجع |
| 18 |
ila
|
- | |
| 19 |
rabbi
|
Rabbime | ربب |
| 20 |
inne
|
muhakkak | - |
| 21 |
li
|
benim için vardır | - |
| 22 |
indehu
|
O'nun yanında | عند |
| 23 |
lelhusna
|
daha güzel şeyler | حسن |
| 24 |
felenunebbienne
|
biz mutlaka haber vereceğiz | نبا |
| 25 |
ellezine
|
kimselere | - |
| 26 |
keferu
|
inkar edenlere | كفر |
| 27 |
bima
|
- | |
| 28 |
amilu
|
yaptıklarını | عمل |
| 29 |
velenuzikannehum
|
ve mutlaka taddıracağız | ذوق |
| 30 |
min
|
-dan | - |
| 31 |
azabin
|
azab- | عذب |
| 32 |
galizin
|
kaba | غلظ |