Dediler ki: "Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler[1] edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını bolca nimetlendirdin, nihayet onlar öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir halk oldular."
قَالُوا۟
derler ki
سُبْحَـٰنَكَ
senin şanın yücedir
مَا
كَانَ
değildi
يَنبَغِى
yaraşır
لَنَآ
bize
أَن
نَّتَّخِذَ
edinmek
مِن
دُونِكَ
senden başka
مِنْ
أَوْلِيَآءَ
veliler
وَلَـٰكِن
fakat
مَّتَّعْتَهُمْ
sen onları ni'metlendirdin
وَءَابَآءَهُمْ
ve atalarını
حَتَّىٰ
kadar
نَسُوا۟
unutuncaya
ٱلذِّكْرَ
anmayı
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًا
bir topluluk
بُورًا
helaki hak eden
Kalu subhaneke ma kane yenbegi lena en nettehıze min dunike min evliyae ve lakin metta'tehum ve abaehum hatta nesuz zikre, ve kanu kavmen bura.
Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kalu
|
derler ki | قول |
| 2 |
subhaneke
|
senin şanın yücedir | سبح |
| 3 |
ma
|
- | |
| 4 |
kane
|
değildi | كون |
| 5 |
yenbegi
|
yaraşır | بغي |
| 6 |
lena
|
bize | - |
| 7 |
en
|
- | |
| 8 |
nettehize
|
edinmek | اخذ |
| 9 |
min
|
- | |
| 10 |
dunike
|
senden başka | دون |
| 11 |
min
|
- | |
| 12 |
evliya'e
|
veliler | ولي |
| 13 |
velakin
|
fakat | - |
| 14 |
mettea'tehum
|
sen onları ni'metlendirdin | متع |
| 15 |
ve aba'ehum
|
ve atalarını | ابو |
| 16 |
hatta
|
kadar | - |
| 17 |
nesu
|
unutuncaya | نسي |
| 18 |
z-zikra
|
anmayı | ذكر |
| 19 |
ve kanu
|
ve oldular | كون |
| 20 |
kavmen
|
bir topluluk | قوم |
| 21 |
buran
|
helaki hak eden | بور |