Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: "Rabb'iniz geniş rahmet sahibidir, ne var ki O'nun azabı mücrim[1] halktan geri çevrilemez."
فَإِن
eğer
كَذَّبُوكَ
seni yalanladılarsa
فَقُل
de ki
رَّبُّكُمْ
Rabbiniz
ذُو
sahibidir
رَحْمَةٍ
rahmet
وَٰسِعَةٍ
bol
وَلَا
(fakat)
يُرَدُّ
geri çevrilmez
بَأْسُهُ
O'nun azabı
عَنِ
-dan
ٱلْقَوْمِ
toplum-
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçlu
Fe in kezzebuke fe kul rabbukum zu rahmetin vasi'ah, ve la yureddu be'suhu anil kavmil mucrimin.
Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fein
|
eğer | - |
| 2 |
kezzebuke
|
seni yalanladılarsa | كذب |
| 3 |
fekul
|
de ki | قول |
| 4 |
rabbukum
|
Rabbiniz | ربب |
| 5 |
zu
|
sahibidir | - |
| 6 |
rahmetin
|
rahmet | رحم |
| 7 |
vasiatin
|
bol | وسع |
| 8 |
vela
|
(fakat) | - |
| 9 |
yuraddu
|
geri çevrilmez | ردد |
| 10 |
be'suhu
|
O'nun azabı | باس |
| 11 |
ani
|
-dan | - |
| 12 |
l-kavmi
|
toplum- | قوم |
| 13 |
l-mucrimine
|
suçlu | جرم |