Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabb'im! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı,[1] sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.
وَإِذْ
ve bir zaman
قَالَ
demişti
إِبْرَٰهِـمُ
İbrahim
رَبِّ
Rabbim
أَرِنِى
bana göster
كَيْفَ
nasıl
تُحْىِ
dirilttiğini
ٱلْمَوْتَىٰ ۖ
ölüleri
قَالَ
(Allah) dedi
أَوَلَمْ
yoksa
تُؤْمِن ۖ
inanmadın mı
قَالَ
(İbrahim) dedi ki
بَلَىٰ
Hayır (inandım)
وَلَـٰكِن
fakat
لِّيَطْمَئِنَّ
tatmin olması için
قَلْبِى ۖ
kalbimin
قَالَ
dedi
فَخُذْ
o halde tut
أَرْبَعَةً
dördünü
مِّنَ
-dan
ٱلطَّيْرِ
kuşlar-
فَصُرْهُنَّ
onları alıştır
إِلَيْكَ
kendine
ثُمَّ
sonra
ٱجْعَلْ
koy
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
جَبَلٍ
dağın
مِّنْهُنَّ
onlardan
جُزْءًا
bir parça
ثُمَّ
sonra
ٱدْعُهُنَّ
onları (kendine) çağır
يَأْتِينَكَ
sana gelecekler
سَعْيًا ۚ
koşarak
وَٱعْلَمْ
bil ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstün
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
Ve iz kale ibrahimu rabbi erini keyfe tuhyil mevta kale e ve lem tu'min kale bela ve lakin li yatmainne kalbi kale fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec'al ala kulli cebelin minhunne cuz'en summed'uhunne ye'tineke sa'ya, va'lem ennallahe azizun hakim.
Tanı ki sana gelen kuşların parçalayıp dağın başına koyduklarının onlar olduğundan emin ol.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iz
|
ve bir zaman | - |
| 2 |
kale
|
demişti | قول |
| 3 |
ibrahimu
|
İbrahim | - |
| 4 |
rabbi
|
Rabbim | ربب |
| 5 |
erini
|
bana göster | راي |
| 6 |
keyfe
|
nasıl | كيف |
| 7 |
tuhyi
|
dirilttiğini | حيي |
| 8 |
l-mevta
|
ölüleri | موت |
| 9 |
kale
|
(Allah) dedi | قول |
| 10 |
evelem
|
yoksa | - |
| 11 |
tu'min
|
inanmadın mı | امن |
| 12 |
kale
|
(İbrahim) dedi ki | قول |
| 13 |
bela
|
Hayır (inandım) | - |
| 14 |
velakin
|
fakat | - |
| 15 |
liyetmeinne
|
tatmin olması için | طمن |
| 16 |
kalbi
|
kalbimin | قلب |
| 17 |
kale
|
dedi | قول |
| 18 |
fehuz
|
o halde tut | اخذ |
| 19 |
erbeaten
|
dördünü | ربع |
| 20 |
mine
|
-dan | - |
| 21 |
t-tayri
|
kuşlar- | طير |
| 22 |
fe surhunne
|
onları alıştır | صور |
| 23 |
ileyke
|
kendine | - |
| 24 |
summe
|
sonra | - |
| 25 |
c'al
|
koy | جعل |
| 26 |
ala
|
üzerine | - |
| 27 |
kulli
|
her | كلل |
| 28 |
cebelin
|
dağın | جبل |
| 29 |
minhunne
|
onlardan | - |
| 30 |
cuz'en
|
bir parça | جزا |
| 31 |
summe
|
sonra | - |
| 32 |
d'uhunne
|
onları (kendine) çağır | دعو |
| 33 |
ye'tineke
|
sana gelecekler | اتي |
| 34 |
sea'yen
|
koşarak | سعي |
| 35 |
vea'lem
|
bil ki | علم |
| 36 |
enne
|
şüphesiz | - |
| 37 |
llahe
|
Allah | - |
| 38 |
azizun
|
daima üstün | عزز |
| 39 |
hakimun
|
hüküm ve hikmet sahibidir | حكم |