Ve müjdele İman eden salihatı yapanları onlar için vardır cennetler altından Irmaklar akan her rızıklandırıldıklarında ondan meyvelerden bir rızık derler budur o ki rızıklandığımız daha önceden getirildikleri ona benzeri onlara vardır orada eşler temizlenmiş ve onlar orada kalıcıdır
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve işleyen
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
salih işler
أَنَّ
muhakkak
لَهُمْ
onlar için vardır
جَنَّـٰتٍ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
-ndan
تَحْتِهَا
altları
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
كُلَّمَا
her
رُزِقُوا۟
rızıklandırıldıklarında
مِنْهَا
onlardaki
مِن
-den
ثَمَرَةٍ
meyve
رِّزْقًا ۙ
rızk olarak
قَالُوا۟
derler
هَـٰذَا
Bu
ٱلَّذِى
şeydir
رُزِقْنَا
rızıklandığımız
مِن
-den
قَبْلُ ۖ
daha önce
وَأُتُوا۟
verilmiştir
بِهِ
onlara
مُتَشَـٰبِهًا ۖ
ona benzer
وَلَهُمْ
Onlar için vardır
فِيهَآ
orada
أَزْوَٰجٌ
eşler
مُّطَهَّرَةٌ ۖ
tertemiz
وَهُمْ
ve onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır
Ve beşşirillezine amenu ve amilus salihati enne lehum cennatin tecri min tahtihel enhar, kullema ruziku minha min semeretin rızkan kalu hazellezi ruzıkna min kabl ve utu bihi muteşabiha, ve lehum fiha ezvacun mutahharatun ve hum fiha halidun.
"İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.
Bahçeler.
Salihatı yapan kadınlar ve erkekler için.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve beşşiri
|
ve müjdele | بشر |
| 2 |
ellezine
|
kimseleri | - |
| 3 |
amenu
|
inanan | امن |
| 4 |
ve amilu
|
ve işleyen | عمل |
| 5 |
s-salihati
|
salih işler | صلح |
| 6 |
enne
|
muhakkak | - |
| 7 |
lehum
|
onlar için vardır | - |
| 8 |
cennatin
|
cennetler | جنن |
| 9 |
tecri
|
akan | جري |
| 10 |
min
|
-ndan | - |
| 11 |
tehtiha
|
altları | تحت |
| 12 |
l-enharu
|
ırmaklar | نهر |
| 13 |
kullema
|
her | كلل |
| 14 |
ruziku
|
rızıklandırıldıklarında | رزق |
| 15 |
minha
|
onlardaki | - |
| 16 |
min
|
-den | - |
| 17 |
semeratin
|
meyve | ثمر |
| 18 |
rizkan
|
rızk olarak | رزق |
| 19 |
kalu
|
derler | قول |
| 20 |
haza
|
Bu | - |
| 21 |
llezi
|
şeydir | - |
| 22 |
ruzikna
|
rızıklandığımız | رزق |
| 23 |
min
|
-den | - |
| 24 |
kablu
|
daha önce | قبل |
| 25 |
ve utu
|
verilmiştir | اتي |
| 26 |
bihi
|
onlara | - |
| 27 |
muteşabihen
|
ona benzer | شبه |
| 28 |
velehum
|
Onlar için vardır | - |
| 29 |
fiha
|
orada | - |
| 30 |
ezvacun
|
eşler | زوج |
| 31 |
mutahheratun
|
tertemiz | طهر |
| 32 |
ve hum
|
ve onlar | - |
| 33 |
fiha
|
orada | - |
| 34 |
halidune
|
ebedi kalacaklardır | خلد |