Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz birr[1] değildir. Ama birr: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaplara ve Nebilere iman etmek; malını sevdiği halde onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yol oğluna,[2] yardım isteyenlere, rikab olanlara[3] vermek; "salatı ikame etmek, zekat yapmak,[4]" söz verdiği zaman sözünü yerine getirmek, sıkıntıda, zorlukta ve felakete uğrama durumunda sabretmektir. İşte bunlar, sadık olanlardır. Ve işte bunlar, takva sahibi olanlardır.
لَّيْسَ
değildir
ٱلْبِرَّ
iyilik
أَن
تُوَلُّوا۟
çevirmeniz
وُجُوهَكُمْ
yüzlerinizi
قِبَلَ
tarafına
ٱلْمَشْرِقِ
doğu
وَٱلْمَغْرِبِ
ve batı
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱلْبِرَّ
iyilik
مَنْ
kişinin
ءَامَنَ
inanmasıdır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
ve meleklere
وَٱلْكِتَـٰبِ
ve Kitaba
وَٱلنَّبِيِّـنَ
ve nebilere
وَءَاتَى
ve vermesidir
ٱلْمَالَ
malını
عَلَىٰ
حُبِّهِ
sevdiği
ذَوِى
ٱلْقُرْبَىٰ
yakınlara
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
ve yetimlere
وَٱلْمَسَـٰكِينَ
ve yoksullara
وَٱبْنَ
ve
ٱلسَّبِيلِ
yolda kalmışlara
وَٱلسَّآئِلِينَ
ve dilencilere
وَفِى
ve
ٱلرِّقَابِ
kölelere
وَأَقَامَ
ve ayakta tutması
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَءَاتَى
ve vermesidir
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَٱلْمُوفُونَ
yerine getirmeleridir
بِعَهْدِهِمْ
andlaşmalarını
إِذَا
zaman
عَـٰهَدُوا۟ ۖ
andlaşma yaptıkları
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
ve sabrederler
فِى
ٱلْبَأْسَآءِ
sıkıntıda
وَٱلضَّرَّآءِ
ve hastalıkta
وَحِينَ
ve zamanında
ٱلْبَأْسِ ۗ
savaş
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
صَدَقُوا۟ ۖ
doğru olan
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte onlar
هُمُ
onlardır
ٱلْمُتَّقُونَ
muttakiler
Leysel birre en tuvellu vucuhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lakinnel birre men amene billahi vel yevmil ahırı vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili, ves sailine ve fir rıkab, ve ekames salate ve atez zekat, vel mufune bi ahdihim iza ahed, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hinel be's ulaikellezine sadaku, ve ulaike humul muttekun.
İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.
"İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı tercih etmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Ayrıca yaptığı şey imkansızlık nedeniyle yarım kalmış kimselere de denmektedir.
Boyunduruk altında bulunan ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Kelime anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir.
Bkz. 2:43. ayet.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
leyse
|
değildir | ليس |
| 2 |
l-birra
|
iyilik | برر |
| 3 |
en
|
- | |
| 4 |
tuvellu
|
çevirmeniz | ولي |
| 5 |
vucuhekum
|
yüzlerinizi | وجه |
| 6 |
kibele
|
tarafına | قبل |
| 7 |
l-meşriki
|
doğu | شرق |
| 8 |
velmegribi
|
ve batı | غرب |
| 9 |
velakinne
|
fakat | - |
| 10 |
l-birra
|
iyilik | برر |
| 11 |
men
|
kişinin | - |
| 12 |
amene
|
inanmasıdır | امن |
| 13 |
billahi
|
Allah'a | - |
| 14 |
velyevmi
|
ve gününe | يوم |
| 15 |
l-ahiri
|
ahiret | اخر |
| 16 |
velmelaiketi
|
ve meleklere | ملك |
| 17 |
velkitabi
|
ve Kitaba | كتب |
| 18 |
ve nnebiyyine
|
ve nebilere | نبا |
| 19 |
ve ata
|
ve vermesidir | اتي |
| 20 |
l-male
|
malını | مول |
| 21 |
ala
|
- | |
| 22 |
hubbihi
|
sevdiği | حبب |
| 23 |
zevi
|
- | |
| 24 |
l-kurba
|
yakınlara | قرب |
| 25 |
velyetama
|
ve yetimlere | يتم |
| 26 |
velmesakine
|
ve yoksullara | سكن |
| 27 |
vebne
|
ve | بني |
| 28 |
s-sebili
|
yolda kalmışlara | سبل |
| 29 |
ve ssailine
|
ve dilencilere | سال |
| 30 |
ve fi
|
ve | - |
| 31 |
r-rikabi
|
kölelere | رقب |
| 32 |
ve ekame
|
ve ayakta tutması | قوم |
| 33 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 34 |
ve ata
|
ve vermesidir | اتي |
| 35 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 36 |
velmufune
|
yerine getirmeleridir | وفي |
| 37 |
biahdihim
|
andlaşmalarını | عهد |
| 38 |
iza
|
zaman | - |
| 39 |
aahedu
|
andlaşma yaptıkları | عهد |
| 40 |
ve ssabirine
|
ve sabrederler | صبر |
| 41 |
fi
|
- | |
| 42 |
l-be'sa'i
|
sıkıntıda | باس |
| 43 |
ve dderra'i
|
ve hastalıkta | ضرر |
| 44 |
ve hine
|
ve zamanında | حين |
| 45 |
l-be'si
|
savaş | باس |
| 46 |
ulaike
|
işte onlar | - |
| 47 |
ellezine
|
kimselerdir | - |
| 48 |
sadeku
|
doğru olan | صدق |
| 49 |
ve ulaike
|
ve işte onlar | - |
| 50 |
humu
|
onlardır | - |
| 51 |
l-muttekune
|
muttakiler | وقي |