Onlardan bir topluluk dedi ki: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabb'inize mazeret[1] beyan etmek için ve bir de belki takva sahibi olurlar."
وَإِذْ
artık
قَالَتْ
dedi
أُمَّةٌ
bir topluluk
مِّنْهُمْ
içlerinden
لِمَ
niçin?
تَعِظُونَ
öğüt veriyorsunuz
قَوْمًا ۙ
bir kavme
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُهْلِكُهُمْ
helak edeceği
أَوْ
yahut
مُعَذِّبُهُمْ
azabedeceği
عَذَابًا
bir azapla
شَدِيدًا ۖ
şiddetli
قَالُوا۟
dediler ki
مَعْذِرَةً
ma'zeret için
إِلَىٰ
رَبِّكُمْ
Rabbinize
وَلَعَلَّهُمْ
ve belki
يَتَّقُونَ
korunurlar (diye)
Ve iz kalet ummetun minhum lime teizune kavmenillahu muhlikuhum ev muazzibuhum azaben şedida, kalu ma'zireten ila rabbikum ve leallehum yettekun.
Biz bize düşeni yaptık, sorumluluğumuzu yerine getirdik demek için.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iz
|
artık | - |
| 2 |
kalet
|
dedi | قول |
| 3 |
ummetun
|
bir topluluk | امم |
| 4 |
minhum
|
içlerinden | - |
| 5 |
lime
|
niçin? | - |
| 6 |
teizune
|
öğüt veriyorsunuz | وعظ |
| 7 |
kavmen
|
bir kavme | قوم |
| 8 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 9 |
muhlikuhum
|
helak edeceği | هلك |
| 10 |
ev
|
yahut | - |
| 11 |
muazzibuhum
|
azabedeceği | عذب |
| 12 |
azaben
|
bir azapla | عذب |
| 13 |
şediden
|
şiddetli | شدد |
| 14 |
kalu
|
dediler ki | قول |
| 15 |
mea'ziraten
|
ma'zeret için | عذر |
| 16 |
ila
|
- | |
| 17 |
rabbikum
|
Rabbinize | ربب |
| 18 |
veleallehum
|
ve belki | - |
| 19 |
yettekune
|
korunurlar (diye) | وقي |