Ayn-Ra

Epr
Özür dilemek, affetmek, birini suçtan veya kusurdan kurtarmak, mazeret/bahane, mazeret öne sürenler, savunucular.

İlgili Ayetler

Bu kök kelime (12) ayette yer almaktadır.
Onlardan bir topluluk dedi ki: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabb'inize mazeret beyan etmek için ve bir de belki takva sahibi olurlar."
وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ۙ ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا ۖ قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Ve iz kalet ummetun minhum lime teizune kavmenillahu muhlikuhum ev muazzibuhum azaben şedida, kalu ma'zireten ila rabbikum ve leallehum yettekun.
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَـٰنِكُمْ ۚ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
La ta'teziru kad kefertum ba'de imanikum, in na'fu an taifetin minkum nuazzib taifeten bi ennehum kanu mucrimin.
Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.
وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ve cael muazzirune minel a'rabi li yu'zene lehum ve ka'adellezine kezebullahe ve resuleh, se yusibullezine keferu minhum azabun elim.
Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürerler. De ki: "Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Resul'ü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir."
يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ ۚ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ ۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ya'tezirune ileykum iza reca'tum ileyhim, kul la ta'teziru len nu'mine lekum kad nebbe enallahu min ahbarikum, ve se yerallahu amelekum ve resuluhu summe tureddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta'melun.
Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürerler. De ki: "Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Resul'ü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir."
يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ ۚ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ ۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ya'tezirune ileykum iza reca'tum ileyhim, kul la ta'teziru len nu'mine lekum kad nebbe enallahu min ahbarikum, ve se yerallahu amelekum ve resuluhu summe tureddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta'melun.
"Eğer bir daha sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etmezsin! Tarafımdan yeterince özür dilemede bulundum."
قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَـٰحِبْنِى ۖ قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا
Kale in seeltuke an şey'in ba'deha fe la tusahıbni, kad belagte min ledunni uzra.
Artık O Gün zalimlere mazeretleri yarar sağlamaz. Onlardan mazeret de istenmeyecek.
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
Fe yevmeizin la yenfeullezine zalemu ma'ziratuhum ve la hum yusta'tebun.
O Gün zalimlere, mazeretleri yarar sağlamaz. Onlara lanet okunacak ve yurtların en kötüsü onlar içindir.
يَوْمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّـٰلِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ ۖ وَلَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ
Yevme la yenfeuz zalimine ma'ziretuhum ve lehumulla'netu ve lehum suud dar.
Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ya eyyuhellezine keferu la ta'tezirul yevm, innema tuczevne ma kuntum ta'melun.
Mazeretlerini ileri sürse bile.
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
Ve lev elka meazireh.
Özür veya uyarı için,
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
Uzren ev nuzra.
Onlara izin verilmez ki, özür dilesinler.
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Ve la yu'zenu lehum fe ya'tezirun.