سورة الزخرف
43.Zuhruf Suresi
"Süs"
89 Ayet
Zuhruf 43:82
سُبْحَـٰنَ
رَبِّ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
رَبِّ
ٱلْعَرْشِ
عَمَّا
يَصِفُونَ
Göklerin ve yerin Rabb'i; arşın Rabb'i onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.
Subhane rabbis semavati vel ardı rabbil arşi amma yasıfun.
Zuhruf 43:83
فَذَرْهُمْ
يَخُوضُوا۟
وَيَلْعَبُوا۟
حَتَّىٰ
يُلَـٰقُوا۟
يَوْمَهُمُ
ٱلَّذِى
يُوعَدُونَ
Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.
Fe zerhum yahudu ve yel'abu hatta yulaku yevme humullezi yu'adun.
Zuhruf 43:84
وَهُوَ
ٱلَّذِى
فِى
ٱلسَّمَآءِ
إِلَـٰهٌ
وَفِى
ٱلْأَرْضِ
إِلَـٰهٌ ۚ
وَهُوَ
ٱلْحَكِيمُ
ٱلْعَلِيمُ
Gökte de yerde de İlah olan O'dur. Ve O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve huvellezi fis semai ilahun ve fil ardı ilah, ve huvel hakimul alim.
Zuhruf 43:85
وَتَبَارَكَ
ٱلَّذِى
لَهُ
مُلْكُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَعِندَهُ
عِلْمُ
ٱلسَّاعَةِ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin mülkiyeti[1] kendisinin olan Zat ne kutludur. O Sa'at'in bilgisi yalnızca O'nun yanındadır. O'na döndürüleceksiniz.
Ve tebarekellezi lehu mulkus semavati vel'ardı ve ma beynehuma, ve indehu ilmus saah, ve ileyhi turceun.
Zuhruf 43:86
وَلَا
يَمْلِكُ
ٱلَّذِينَ
يَدْعُونَ
مِن
دُونِهِ
ٱلشَّفَـٰعَةَ
إِلَّا
مَن
شَهِدَ
بِٱلْحَقِّ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Onların, O'nun yanı sıra dua ettikleri kimseler şefaate[1] güç yetiremezler. Bunu ancak gerçeğe tanıklık edenler kavrar[2].
Ve la yemlikullezine yed'une min dunihiş şefate illa men şehide bil hakkı ve hum ya'lemun.
Zuhruf 43:87
وَلَئِن
سَأَلْتَهُم
مَّنْ
خَلَقَهُمْ
لَيَقُولُنَّ
ٱللَّهُ ۖ
فَأَنَّىٰ
يُؤْفَكُونَ
Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle "Allah" diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl başka ilahlara yöneliyorlar.
Ve le in se'eltehum men halakahum le yekulunnallahu fe enna yu'fekun.
Zuhruf 43:88
وَقِيلِهِ
يَـٰرَبِّ
إِنَّ
هَـٰٓؤُلَآءِ
قَوْمٌ
لَّا
يُؤْمِنُونَ
Nebi'nin sözü: "Ey Rabb'im! Bunlar, inanmayan bir halktır."
Ve kilihi ya rabbi inne haulai kavmun la yu'minun.
Zuhruf 43:89
فَٱصْفَحْ
عَنْهُمْ
وَقُلْ
سَلَـٰمٌ ۚ
فَسَوْفَ
يَعْلَمُونَ
Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
Fasfah anhum ve kul selam, fe sevfe ya'lemun.