وَلَا
ve değillerdir
يَمْلِكُ
sahip
ٱلَّذِينَ
şeyler
يَدْعُونَ
yalvardıkları
مِن
دُونِهِ
O'ndan başka
ٱلشَّفَـٰعَةَ
şefa'at (yetkisin)e
إِلَّا
ancak bunun dışındadır
مَن
kimseler
شَهِدَ
şahidlik eden
بِٱلْحَقِّ
hakka
وَهُمْ
ve onlar
يَعْلَمُونَ
bilerek
Ve la yemlikullezine yed'une min dunihiş şefate illa men şehide bil hakkı ve hum ya'lemun.
Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
Birçok çeviride, ayetin son cümlesine, "gerçeğe tanıklık edenler hariç," yani bu kimseler şefaat edecekler şeklinde yanlış anlam verilerek; Kur'an'ın şirk saydığı "şefaat inancı" meşru gösterilmektedir. Oysaki ayet, "gerçeğe tanıklık eden kimselerin, Allah'ın dışında dua edilenlerin kimseye şefaat edemeyeceklerini bildiklerini, onların bu gerçeği kavradıklarını" söylemektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve la
|
ve değillerdir | - |
| 2 |
yemliku
|
sahip | ملك |
| 3 |
ellezine
|
şeyler | - |
| 4 |
yed'une
|
yalvardıkları | دعو |
| 5 |
min
|
- | |
| 6 |
dunihi
|
O'ndan başka | دون |
| 7 |
ş-şefaate
|
şefa'at (yetkisin)e | شفع |
| 8 |
illa
|
ancak bunun dışındadır | - |
| 9 |
men
|
kimseler | - |
| 10 |
şehide
|
şahidlik eden | شهد |
| 11 |
bil-hakki
|
hakka | حقق |
| 12 |
ve hum
|
ve onlar | - |
| 13 |
yea'lemune
|
bilerek | علم |