سورة الدخان

44.Duhân

"Duman"
59 Ayet
Duhân 44:41
يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
O Gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz.[1] Onlar, yardım da olunmazlar.
Yevme la yugni mevlen an mevlen şey'en ve la hum yunsarun.
Duhân 44:42
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
İlla men rahimallah, innehu huvel azizur rahim.
Duhân 44:43
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
Zakkum ağacı,[1]
İnne şeceretez zakkum.
Duhân 44:44
طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ
Günahkarların yemeğidir.
Taamul esim.
Duhân 44:45
كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ
Erimiş maden gibi karınlarında kaynar.
Kel muhl, yagli fil butun.
Duhân 44:46
كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ
Kaynar suyun kaynaması gibi.
Ke galyil hamim.
Duhân 44:47
خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
"Onu tutun! Cehennem'in ortasına sürükleyin."
Huzuhu fa'tiluhu ila sevail cahim.
Duhân 44:48
ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ
"Sonra başına azap olarak kaynar su dökün."
Summe subbu fevka re'sihi min azabil hamim.
Duhân 44:49
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ
Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin[1]!
Zuk, inneke entel azizul kerim.
Duhân 44:50
إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِ تَمْتَرُونَ
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
İnne haza ma kuntum bihi temterun.
Duhân 44:51
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ
Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;
İnnel muttekine fi makamin emin.
Duhân 44:52
فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
Bahçelerde ve pınar başlarında.
Fi cennatin ve uyun.
Duhân 44:53
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
Yelbesune min sundusin ve istebrakın mutekabilin.
Duhân 44:54
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ
İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle[1] eşleştirdik.
Kezalik, ve zevvecnahum bi hurin in.
Duhân 44:55
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
Yed'une fiha bi kulli fakihetin aminin.
Duhân 44:56
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
La yezukune fihel mevte illel mevtetel ula, ve vekahum azabel cahim.
Duhân 44:57
فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Fadlen min rabbik, zalike huvel fevzul azim.
Duhân 44:58
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Fe innema yessernahu bi lisanike leallehum yetezekkerun.
Duhân 44:59
فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.
Fertekib innehum murtekıbun.