سورة الدخان

44.Duhân

"Duman"
59 Ayet
Duhân 44:21
وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ
"Eğer bana inanmıyorsanız, artık yolumdan çekilin."
Ve in lem tu'minu li fa'teziluni.
Duhân 44:22
فَدَعَا رَبَّهُٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
"Bunlar, suç işleyen bir toplumdur." diye Rabb'ine yakardı.
Fe dea rabbehu enne haulai kavmun mucrimun.
Duhân 44:23
فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
"Haydi, kullarımla geceleyin yola çık. Siz takip edileceksiniz!"
Fe esri bi ibadi leylen innekum muttebeun.
Duhân 44:24
وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ
"Denizi olduğu hal üzere bırak.[1] Onlar, boğulacak olan bir ordudur."
Vetrukil bahre rehva, innehum cundun mugrekun.
Duhân 44:25
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
Onlar, bahçelerden, pınarlardan nicelerini geride bıraktılar.
Kem tereku min cennatin ve uyun.
Duhân 44:26
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
Ve ekinler, itibarlı makamlar.
Ve zuruin ve makamin kerim.
Duhân 44:27
وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
Ve na'metin kanu fiha fakihin.
Duhân 44:28
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَـٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ
Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.
Kezalik, ve evresnaha kavmen aharin.
Duhân 44:29
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ
Onlara ne gök ağladı ne de yer. Ve onlara fırsat da verilmedi.
Fe ma beket aleyhimus semau vel ardu ve ma kanu munzarin.
Duhân 44:30
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
Ant olsun ki İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan Biz kurtardık.
Ve lekad necceyna beni israile minel azabil muhin.
Duhân 44:31
مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
Firavun'un zulmünden. Kuşkusuz o, müsriflerdendi.[1]
Min fir'avn, innehu kane aliyen minel musrifin.
Duhân 44:32
وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَـٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ
Ant olsun ki onları[1] bilerek diğer alemler üzerine tercih ettik.[2]
Ve lekadihternahum ala ilmin alel alemin.
Duhân 44:33
وَءَاتَيْنَـٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ
Onlara, içinde apaçık bela[1] olan ayetlerden[2] verdik.
Ve ateynahum minel ayati ma fihi belaun mubin.
Duhân 44:34
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
Bunlar[1] kesinlikle diyorlar ki:
İnne haulai le yekulun.
Duhân 44:35
إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ
"Biz yalnızca öleceğiz. Tekrar diriltilecek değiliz."
İn hiye illa mevtetunel ulave ma nahnu bi munşerin.
Duhân 44:36
فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
"Eğer doğru söylüyorsanız haydi, ölmüş atalarımızı bize geri getirin."
Fe'tu bi abaina in kuntum sadikin.
Duhân 44:37
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
Bunlar mı daha hayırlıdır[1] yoksa Tubba halkı[2] mi? Ya da daha önceki kimseler mi? Biz onları yok ettik. Onlar mücrimlerdendiler.[3]
E hum hayrun em kavmu tubbein vellezine min kablihim, ehleknahum innehum kanu mucrimin.
Duhân 44:38
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ
Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.
Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma laibin.
Duhân 44:39
مَا خَلَقْنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
İkisini de yalnızca Hakk[1] olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.[2]
Ma halaknahuma illa bil hakkı ve lakinne ekserehum la ya'lemun.
Duhân 44:40
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَـٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ
Ayrışma Günü,[1] onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.
İnne yevmel faslı mikatuhum ecmain.