Gerçekten Biz, İsrailoğullarını güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim[1] gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü hükmünü verecektir.
وَلَقَدْ
andolsun
بَوَّأْنَا
yerleştirdik
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
مُبَوَّأَ
bir yere
صِدْقٍ
iyi
وَرَزَقْنَـٰهُم
ve onları rızıklandırdık
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
temiz şeylerle
فَمَا
ٱخْتَلَفُوا۟
ayrılığa düşmediler
حَتَّىٰ
kadar
جَآءَهُمُ
kendilerine gelinceye
ٱلْعِلْمُ ۚ
ilim
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْضِى
hükmünü verir
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
hususlarda
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
onda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
Ve lekad bevve'na beni israile mubevvee sıdkın ve razaknahum minet tayyibat, femahtelefu hatta caehumul ilm, inne rabbeke yakdi beynehum yevmel kıyameti fi ma kanu fihi yahtelifun.
Vahyin ortaya koyduğu gerçekler. Vahiy. Vahiy, onların isteklerine uymayan birtakım kurallar koyunca.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velekad
|
andolsun | - |
| 2 |
bevve'na
|
yerleştirdik | بوا |
| 3 |
beni
|
oğullarını | بني |
| 4 |
israile
|
İsrail | - |
| 5 |
mubevvee
|
bir yere | بوا |
| 6 |
sidkin
|
iyi | صدق |
| 7 |
ve razeknahum
|
ve onları rızıklandırdık | رزق |
| 8 |
mine
|
- | |
| 9 |
t-tayyibati
|
temiz şeylerle | طيب |
| 10 |
fe ma
|
- | |
| 11 |
htelefu
|
ayrılığa düşmediler | خلف |
| 12 |
hatta
|
kadar | - |
| 13 |
ca'ehumu
|
kendilerine gelinceye | جيا |
| 14 |
l-ilmu
|
ilim | علم |
| 15 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 16 |
rabbeke
|
Rabbin | ربب |
| 17 |
yekdi
|
hükmünü verir | قضي |
| 18 |
beynehum
|
aralarında | بين |
| 19 |
yevme
|
günü | يوم |
| 20 |
l-kiyameti
|
kıyamet | قوم |
| 21 |
fima
|
hususlarda | - |
| 22 |
kanu
|
oldukları | كون |
| 23 |
fihi
|
onda | - |
| 24 |
yehtelifune
|
ayrılığa düştükleri | خلف |