Onlara, Tarafımızdan hakikat[1] geldiği zaman, "Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَهُمُ
onlara gelince
ٱلْحَقُّ
gerçek
مِنْ
عِندِنَا
katımızdan
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰذَا
bu
لَسِحْرٌ
bir sihirdir
مُّبِينٌ
apaçık
Fe lemma caehumul hakku min indina kalu inne haza le sıhrun mubin.
Gerçek, gerçeklik.