O'nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.[1] Kalplerindeki korku giderilince: "Rabb'imiz ne buyurdu?" derler. "Gerçeği." derler. Ve O, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
وَلَا
ve
تَنفَعُ
fayda vermez
ٱلشَّفَـٰعَةُ
şefa'ati
عِندَهُٓ
O'nun huzurunda
إِلَّا
başkasının
لِمَنْ
kimselerden
أَذِنَ
izin verdiği
لَهُ ۚ
O'nun
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
ne zaman ki
فُزِّعَ
korku giderildi
عَن
-nden
قُلُوبِهِمْ
onların yürekleri-
قَالُوا۟
derler ki
مَاذَا
ne?
قَالَ
buyurdu
رَبُّكُمْ ۖ
Rabbiniz
قَالُوا۟
derler
ٱلْحَقَّ ۖ
"hakkı"
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَلِىُّ
yücedir
ٱلْكَبِيرُ
büyüktür
Ve la tenfeuş şefaatu indehu illa li men ezine leh, hatta iza fuzzia an kulubihim kalu maza kale rabbukum, kalul hakk, ve huvel aliyyul kebir.
Bu ayete genellikle yanlış anlam verilmektedir. Ayet; "şefaat edecek kimselerden" değil, "şefaat edilecek kimselerden" söz etmektedir. Böyleyken genellikle birilerine şefaat etme hakkı verilecekmiş gibi anlam verilmektedir. Oysaki ayette, kimlerin şefaat edeceği değil, kimlere şefaat edileceği bildirilmektedir. Ne var ki; gerçeği saptırmak için veya yanlışlıkla bu ayete, "Kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez." şeklinde anlam verilerek, İslam inancında "şefaat" varmış gibi gösterilmek istenmektedir. Oysaki "şefaat inancı" Kur'an'a göre kesinlikle şirktir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve la
|
ve | - |
| 2 |
tenfeu
|
fayda vermez | نفع |
| 3 |
ş-şefaatu
|
şefa'ati | شفع |
| 4 |
indehu
|
O'nun huzurunda | عند |
| 5 |
illa
|
başkasının | - |
| 6 |
limen
|
kimselerden | - |
| 7 |
ezine
|
izin verdiği | اذن |
| 8 |
lehu
|
O'nun | - |
| 9 |
hatta
|
nihayet | - |
| 10 |
iza
|
ne zaman ki | - |
| 11 |
fuzzia
|
korku giderildi | فزع |
| 12 |
an
|
-nden | - |
| 13 |
kulubihim
|
onların yürekleri- | قلب |
| 14 |
kalu
|
derler ki | قول |
| 15 |
maza
|
ne? | - |
| 16 |
kale
|
buyurdu | قول |
| 17 |
rabbukum
|
Rabbiniz | ربب |
| 18 |
kalu
|
derler | قول |
| 19 |
l-hakka
|
"hakkı" | حقق |
| 20 |
ve huve
|
ve O | - |
| 21 |
l-aliyyu
|
yücedir | علو |
| 22 |
l-kebiru
|
büyüktür | كبر |