Arkalarında küçük ve aciz evlat bırakanlar, onlara karşı nasıl endişe duyuyorlarsa, aynı endişeyi onlar[1] hakkında da duysunlar. Allah'a karşı takva ehl-i olsunlar ve doğru olan şey neyse onu söylesinler.
وَلْيَخْشَ
kaygı duyanlar
ٱلَّذِينَ
لَوْ
şayet
تَرَكُوا۟
bırakırlarsa
مِنْ
خَلْفِهِمْ
arkalarında
ذُرِّيَّةً
çocuklar
ضِعَـٰفًا
güçsüz
خَافُوا۟
çekinsinler
عَلَيْهِمْ
onların durumundan
فَلْيَتَّقُوا۟
korksunlar
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَلْيَقُولُوا۟
ve söylesinler
قَوْلًا
söz
سَدِيدًا
doğru
Velyahşellezine lev teraku min halfihim zurriyeten dıafen hafu aleyhim, felyettekullahe velyekulu kavlen sedida.
Yakınlar, yetimler ve yoksullar.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velyehşe
|
kaygı duyanlar | خشي |
| 2 |
ellezine
|
- | |
| 3 |
lev
|
şayet | - |
| 4 |
teraku
|
bırakırlarsa | ترك |
| 5 |
min
|
- | |
| 6 |
halfihim
|
arkalarında | خلف |
| 7 |
zurriyyeten
|
çocuklar | ذرر |
| 8 |
diaafen
|
güçsüz | ضعف |
| 9 |
hafu
|
çekinsinler | خوف |
| 10 |
aleyhim
|
onların durumundan | - |
| 11 |
felyetteku
|
korksunlar | وقي |
| 12 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 13 |
velyekulu
|
ve söylesinler | قول |
| 14 |
kavlen
|
söz | قول |
| 15 |
sediden
|
doğru | صدد |