O kadınlara, vadettiklerinizi bir hak olarak verin. Eğer gönül rızası ile ondan bir kısmını size verirlerse, o zaman onu dilediğiniz gibi yiyin.
وَءَاتُوا۟
ve verin
ٱلنِّسَآءَ
kadınlara
صَدُقَـٰتِهِنَّ
mehirlerini
نِحْلَةً ۚ
bir hak olarak
فَإِن
eğer
طِبْنَ
bağışlarlarsa
لَكُمْ
size
عَن
شَىْءٍ
bir kısmını
مِّنْهُ
ondan
نَفْسًا
kendi istekleriyle
فَكُلُوهُ
onu yeyin
هَنِيٓـًٔا
afiyetle
مَّرِيٓـًٔا
iç huzuruyla
Ve atun nisae sadukatihinne nıhleh. Fe in tıbne lekum an şey'in minhu nefsen fe kuluhu henien meria.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve atu
|
ve verin | اتي |
| 2 |
n-nisa'e
|
kadınlara | نسو |
| 3 |
sadukatihinne
|
mehirlerini | صدق |
| 4 |
nihleten
|
bir hak olarak | نحل |
| 5 |
fein
|
eğer | - |
| 6 |
tibne
|
bağışlarlarsa | طيب |
| 7 |
lekum
|
size | - |
| 8 |
an
|
- | |
| 9 |
şey'in
|
bir kısmını | شيا |
| 10 |
minhu
|
ondan | - |
| 11 |
nefsen
|
kendi istekleriyle | نفس |
| 12 |
fekuluhu
|
onu yeyin | اكل |
| 13 |
heniyen
|
afiyetle | هنا |
| 14 |
meriyen
|
iç huzuruyla | مرا |