Eğer yetimler[1] konusunda hakkaniyetli olamayacağınızdan korktuysanız, o zaman hoşnut etmek, sevindirmek istediğiniz[2] o kadınlardan[3] ikişer, üçer, dörder nikahlayın.[4] Eğer o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, o zaman bir tanesini ya da yeminle[5] hak sahibi olduğunuzu[6] nikahlayın. Haksızlık etmemek için en uygun olan budur.
وَإِنْ
şayet
خِفْتُمْ
korkarsanız
أَلَّا
تُقْسِطُوا۟
adaleti sağlayamıyacağınızdan
فِى
hakkında
ٱلْيَتَـٰمَىٰ
öksüz(kızlar)
فَٱنكِحُوا۟
alın
مَا
olan
طَابَ
helal
لَكُم
size
مِّنَ
-dan
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar-
مَثْنَىٰ
ikişer
وَثُلَـٰثَ
ve üçer
وَرُبَـٰعَ ۖ
ve dörder
فَإِنْ
yine
خِفْتُمْ
korkarsanız
أَلَّا
تَعْدِلُوا۟
adalet yapamayacağınızdan
فَوَٰحِدَةً
bir tane (alın)
أَوْ
yahut
مَا
şeyle (yetinin)
مَلَكَتْ
malik oldukları
أَيْمَـٰنُكُمْ ۚ
yeminlerinizin
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en uygun olan
أَلَّا
تَعُولُوا۟
haksızlık etmemeniz için
Ve in hıftum ella tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe lekum minen nisai mesna ve sulase ve rubaa, fe in hıftum ella ta'dilu fe vahideten ev ma meleket eymanukum. Zalike edna ella teulu.
Bakmak durumunda kaldığınız yetim çocuklar ve dul kadınlar. Yetim, tek başına, yalnız kalmış kişi demektir. Araplarda; yetim, yalnızca babası ölmüş olanlara değil aynı zamanda kocası ölüp dul kalan kadına da denmektedir. Ayetteki yetimler kelimesi, dul kadınları da kapsamaktadır. Çocuklarda yetimlik: akıl baliğ/buluğ çağına erişinceye kadar olan süredir.
Tabe kelime anlamı olarak; mutlu etmek, hoşnut etmek, sevindirmek, gönlünü yapmak, tatlı, güzel, sevimli, leziz demektir.
O yetim kadınlarından.
Evlendirin. Bkz. 24:32'de aynı kelime, başkası ile evlendirin anlamında kullanılmaktadır.
Antlaşma ile.
Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır. * Çok eşlilik (taaddüd-ü zevcat): Dört eşe kadar evlenme kuralı bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki bu ayetin konusu çok eşlilik değildir. Ayetin konusu, yetim çocukların ve dul kadınların himayesidir. Ayet, yetimlerin hak ve hukukunu düzenleyen bir ayettir; yani çok eşliliği düzenleme ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Ayrıca, "ikişer, üçer, dörder" terkibi, belli bir sayıyı değil, çokluğu ifade etmektedir. O nedenle geleneksel inanç mensuplarının iddia ettiği gibi evliliği dört eşle sınırlamakla bir ilgisi yoktur. Ayetin bağlamı, yetimler ve onların hak ve hukukları ile ilgilidir. Allah, evliliklerin tek eşli mi çok eşli mi olması hususunda bir düzenleme ve bir sınırlamada bulunmamıştır. Çok veya tek eşlilik konusu Kur'an'ın konusu değildir. Bu bireylerin ve toplumların tercihlerine bırakılmış bir konudur.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve in
|
şayet | - |
| 2 |
hiftum
|
korkarsanız | خوف |
| 3 |
ella
|
- | |
| 4 |
tuksitu
|
adaleti sağlayamıyacağınızdan | قسط |
| 5 |
fi
|
hakkında | - |
| 6 |
l-yetama
|
öksüz(kızlar) | يتم |
| 7 |
fenkihu
|
alın | نكح |
| 8 |
ma
|
olan | - |
| 9 |
tabe
|
helal | طيب |
| 10 |
lekum
|
size | - |
| 11 |
mine
|
-dan | - |
| 12 |
n-nisa'i
|
kadınlar- | نسو |
| 13 |
mesna
|
ikişer | ثني |
| 14 |
vesulase
|
ve üçer | ثلث |
| 15 |
verubaa
|
ve dörder | ربع |
| 16 |
fein
|
yine | - |
| 17 |
hiftum
|
korkarsanız | خوف |
| 18 |
ella
|
- | |
| 19 |
tea'dilu
|
adalet yapamayacağınızdan | عدل |
| 20 |
fevahideten
|
bir tane (alın) | وحد |
| 21 |
ev
|
yahut | - |
| 22 |
ma
|
şeyle (yetinin) | - |
| 23 |
meleket
|
malik oldukları | ملك |
| 24 |
eymanukum
|
yeminlerinizin | يمن |
| 25 |
zalike
|
budur | - |
| 26 |
edna
|
en uygun olan | دنو |
| 27 |
ella
|
- | |
| 28 |
teulu
|
haksızlık etmemeniz için | عول |