لَّـٰكِنِ
fakat
ٱلرَّٰسِخُونَ
derinleşmiş olanlar
فِى
ٱلْعِلْمِ
ilimde
مِنْهُمْ
içlerinden
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
ve mü'minler
يُؤْمِنُونَ
inanırlar
بِمَآ
şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
وَمَآ
ve şeye
أُنزِلَ
indirilen
مِن
قَبْلِكَ ۚ
senden önce
وَٱلْمُقِيمِينَ
O ayakta tutanlar
ٱلصَّلَوٰةَ ۚ
salatı
وَٱلْمُؤْتُونَ
verenler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
inananlar var ya
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlara
سَنُؤْتِيهِمْ
vereceğiz
أَجْرًا
bir mükafat
عَظِيمًا
büyük
Lakinir rasihune fil ilmi minhum vel mu'minune yu'minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablike vel mukimines salate vel mu'tunez zekate vel mu'minune billahi vel yevmil ahir. Ulaike se nu'tihim ecran azima.
"İlim" kelimesi ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim verilmiş olmak, ilim sahibi olmak: "Bilgi sahibi olanlar, bilenler" demektir. Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varmanın "bilgisidir."
4:77. ayetin 2. dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
lakini
|
fakat | - |
| 2 |
r-rasihune
|
derinleşmiş olanlar | رسخ |
| 3 |
fi
|
- | |
| 4 |
l-ilmi
|
ilimde | علم |
| 5 |
minhum
|
içlerinden | - |
| 6 |
velmu'minune
|
ve mü'minler | امن |
| 7 |
yu'minune
|
inanırlar | امن |
| 8 |
bima
|
şeye | - |
| 9 |
unzile
|
indirilen | نزل |
| 10 |
ileyke
|
sana | - |
| 11 |
ve ma
|
ve şeye | - |
| 12 |
unzile
|
indirilen | نزل |
| 13 |
min
|
- | |
| 14 |
kablike
|
senden önce | قبل |
| 15 |
velmukimine
|
O ayakta tutanlar | قوم |
| 16 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 17 |
velmu'tune
|
verenler | اتي |
| 18 |
z-zekate
|
zekatı | زكو |
| 19 |
velmu'minune
|
inananlar var ya | امن |
| 20 |
billahi
|
Allah'a | - |
| 21 |
velyevmi
|
ve gününe | يوم |
| 22 |
l-ahiri
|
ahiret | اخر |
| 23 |
ulaike
|
işte onlara | - |
| 24 |
senu'tihim
|
vereceğiz | اتي |
| 25 |
ecran
|
bir mükafat | اجر |
| 26 |
azimen
|
büyük | عظم |