Melike geldiğinde ona: "Senin tahtın böyle miydi?" denildi. "Sanki onun gibi." dedi. Ve "Bize daha önce bilgi verildi ve biz teslimiyet gösterdik!"
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَتْ
gelince
قِيلَ
dendi
أَهَـٰكَذَا
böyle mi?
عَرْشُكِ ۖ
senin tahtın
قَالَتْ
dedi
كَأَنَّهُ
tıpkı (öyle)
هُوَ ۚ
o
وَأُوتِينَا
ve bize verilmişti
ٱلْعِلْمَ
bilgi
مِن
قَبْلِهَا
daha önce
وَكُنَّا
ve biz olmuştuk
مُسْلِمِينَ
müslüman
Fe lemma caet kile e hakeza arşuk, kalet ke ennehu huve ve utinel ilme min kabliha ve kunna muslimin.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
felemma
|
ne zaman ki | - |
| 2 |
ca'et
|
gelince | جيا |
| 3 |
kile
|
dendi | قول |
| 4 |
ehakeza
|
böyle mi? | - |
| 5 |
arşuki
|
senin tahtın | عرش |
| 6 |
kalet
|
dedi | قول |
| 7 |
keennehu
|
tıpkı (öyle) | - |
| 8 |
huve
|
o | - |
| 9 |
ve utina
|
ve bize verilmişti | اتي |
| 10 |
l-ilme
|
bilgi | علم |
| 11 |
min
|
- | |
| 12 |
kabliha
|
daha önce | قبل |
| 13 |
ve kunna
|
ve biz olmuştuk | كون |
| 14 |
muslimine
|
müslüman | سلم |