Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik.
قَالُوا۟
dediler
بَلَىٰ
evet
قَدْ
andolsun
جَآءَنَا
bize geldi
نَذِيرٌ
uyarıcı
فَكَذَّبْنَا
ama biz yalanladık
وَقُلْنَا
ve dedik ki
مَا
نَزَّلَ
indirmedi
ٱللَّهُ
Allah
مِن
hiçbir
شَىْءٍ
şey
إِنْ
hayır
أَنتُمْ
siz
إِلَّا
ancak
فِى
içindesiniz
ضَلَـٰلٍ
bir sapıklık
كَبِيرٍ
büyük
Kalu bela kad caena nezirun fe kezzebna ve kulna ma nezzelallahu min şey'in entum illa fi dalalin kebir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kalu
|
dediler | قول |
| 2 |
bela
|
evet | - |
| 3 |
kad
|
andolsun | - |
| 4 |
ca'ena
|
bize geldi | جيا |
| 5 |
nezirun
|
uyarıcı | نذر |
| 6 |
fekezzebna
|
ama biz yalanladık | كذب |
| 7 |
ve kulna
|
ve dedik ki | قول |
| 8 |
ma
|
- | |
| 9 |
nezzele
|
indirmedi | نزل |
| 10 |
llahu
|
Allah | - |
| 11 |
min
|
hiçbir | - |
| 12 |
şey'in
|
şey | شيا |
| 13 |
in
|
hayır | - |
| 14 |
entum
|
siz | - |
| 15 |
illa
|
ancak | - |
| 16 |
fi
|
içindesiniz | - |
| 17 |
delalin
|
bir sapıklık | ضلل |
| 18 |
kebirin
|
büyük | كبر |