Bugün size, temiz şeyler helal kılındı. Ve Kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. İman eden muhsenat[1] kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerin muhsenat kadınları; karşılıklarını[2] vermeniz, iffetli olmanız, iffetsiz olmamanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla size helaldir. Kim imanı küfrederse[3] yaptığı işler boşa gider ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.
ٱلْيَوْمَ
bugün
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمُ
size
ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۖ
iyi ve temiz şeyler
وَطَعَامُ
ve yemeği
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوا۟
verilenlerin
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
حِلٌّ
helal
لَّكُمْ
size
وَطَعَامُكُمْ
sizin yemeğiniz de
حِلٌّ
helaldir
لَّهُمْ ۖ
onlara
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
-dan
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
inanan kadınlar-
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوا۟
verilenlerden
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
مِن
قَبْلِكُمْ
sizden önce
إِذَآ
zaman
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
verdiğiniz
أُجُورَهُنَّ
mehirlerini
مُحْصِنِينَ
iffetli kişiler olarak
غَيْرَ
مُسَـٰفِحِينَ
zinadan kaçınan
وَلَا
مُتَّخِذِىٓ
ve tutmayan
أَخْدَانٍ ۗ
gizli dost
وَمَن
ve kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بِٱلْإِيمَـٰنِ
imânı
فَقَدْ
muhakkak
حَبِطَ
boşa çıkmıştır
عَمَلُهُ
onun ameli
وَهُوَ
ve o
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirette
مِنَ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
kaybedenlerdendir
El yevme uhılle lekumut tayyibat ve taamullezine utul kitabe hıllun lekum ve taamukum hıllun lehum vel muhsanatu minel mu'minati vel muhsanatu min ellezine utul kitabe min kablikum iza ateytumuhunne ucurehunne muhsınine gayra musafihine ve la muttehızi ehdan ve men yekfur bil imani fe kad habita ameluhu ve huve fil ahıreti minel hasirin.
Korunan: İffetini, edebini, namusunu, özgürlüğünü koruyan. Bir kadın; evlilik, özgür olmak ve iffetli olmakla korunmayı, sakınılmayı ve engel olunmayı sağlamaktadır. Muhsenat kelimesi, kök anlamı itibariyle saklamak, korumak, engel olmak demektir. Bu kelime, Arapça'da hür kadın, namuslu/iffetli kadın anlamlarına gelmektedir. Muhsenat, hür kadın anlamında (4:4; 4:25); iffet ve namus sahibi anlamında (21:91; 66:12.) ayetlerinde geçmektedir.
Mehirlerini.
İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
el-yevme
|
bugün | يوم |
| 2 |
uhille
|
helal kılındı | حلل |
| 3 |
lekumu
|
size | - |
| 4 |
t-tayyibatu
|
iyi ve temiz şeyler | طيب |
| 5 |
ve taaamu
|
ve yemeği | طعم |
| 6 |
ellezine
|
kendilerine | - |
| 7 |
utu
|
verilenlerin | اتي |
| 8 |
l-kitabe
|
Kitap | كتب |
| 9 |
hillun
|
helal | حلل |
| 10 |
lekum
|
size | - |
| 11 |
ve taaamukum
|
sizin yemeğiniz de | طعم |
| 12 |
hillun
|
helaldir | حلل |
| 13 |
lehum
|
onlara | - |
| 14 |
velmuhsanatu
|
ve namuslu kadınlar | حسن |
| 15 |
mine
|
-dan | - |
| 16 |
l-mu'minati
|
inanan kadınlar- | امن |
| 17 |
velmuhsanatu
|
ve namuslu kadınlar | حسن |
| 18 |
mine
|
- | |
| 19 |
ellezine
|
kendilerine | - |
| 20 |
utu
|
verilenlerden | اتي |
| 21 |
l-kitabe
|
Kitap | كتب |
| 22 |
min
|
- | |
| 23 |
kablikum
|
sizden önce | قبل |
| 24 |
iza
|
zaman | - |
| 25 |
ateytumuhunne
|
verdiğiniz | اتي |
| 26 |
ucurahunne
|
mehirlerini | اجر |
| 27 |
muhsinine
|
iffetli kişiler olarak | حسن |
| 28 |
gayra
|
غير | |
| 29 |
musafihine
|
zinadan kaçınan | سفح |
| 30 |
ve la
|
- | |
| 31 |
muttehizi
|
ve tutmayan | اخذ |
| 32 |
ehdanin
|
gizli dost | خدن |
| 33 |
ve men
|
ve kim | - |
| 34 |
yekfur
|
inkar ederse | كفر |
| 35 |
bil-imani
|
imânı | امن |
| 36 |
fekad
|
muhakkak | - |
| 37 |
habita
|
boşa çıkmıştır | حبط |
| 38 |
ameluhu
|
onun ameli | عمل |
| 39 |
ve huve
|
ve o | - |
| 40 |
fi
|
- | |
| 41 |
l-ahirati
|
ahirette | اخر |
| 42 |
mine
|
- | |
| 43 |
l-hasirine
|
kaybedenlerdendir | خسر |