Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in[1] kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
أَعْثَرْنَا
buldurduk
عَلَيْهِمْ
onları
لِيَعْلَمُوٓا۟
bilsinler diye
أَنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'dinin
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّ
gerçek olduğunu
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱلسَّاعَةَ
saatin(geleceğinde)
لَا
asla olmadığını
رَيْبَ
şüphe
فِيهَآ
onda
إِذْ
o sırada
يَتَنَـٰزَعُونَ
tartışıyorlardı
بَيْنَهُمْ
kendi aralarında
أَمْرَهُمْ ۖ
onların durumlarını
فَقَالُوا۟
dediler
ٱبْنُوا۟
bina edin
عَلَيْهِم
onların üstüne
بُنْيَـٰنًا ۖ
bir bina
رَّبُّهُمْ
Rableri
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِهِمْ ۚ
onları
قَالَ
dediler ki
ٱلَّذِينَ
غَلَبُوا۟
gâlip gelenler
عَلَىٰٓ
أَمْرِهِمْ
onların işine
لَنَتَّخِذَنَّ
mutlaka yapacağız
عَلَيْهِم
onların üstüne
مَّسْجِدًا
bir mescid
Ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dallahi hakkun ve ennes saate la reybe fiha, iz yetenazeune beynehum emrehum fe kalubnu aleyhim bunyana, rabbuhum a'lemu bihim, kalellezine galebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida.
Kıyamet.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kezalike
|
ve böylece | - |
| 2 |
ea'serna
|
buldurduk | عثر |
| 3 |
aleyhim
|
onları | - |
| 4 |
liyea'lemu
|
bilsinler diye | علم |
| 5 |
enne
|
şüphesiz | - |
| 6 |
vea'de
|
va'dinin | وعد |
| 7 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 8 |
hakkun
|
gerçek olduğunu | حقق |
| 9 |
ve enne
|
ve şüphesiz | - |
| 10 |
s-saate
|
saatin(geleceğinde) | سوع |
| 11 |
la
|
asla olmadığını | - |
| 12 |
raybe
|
şüphe | ريب |
| 13 |
fiha
|
onda | - |
| 14 |
iz
|
o sırada | - |
| 15 |
yetenazeune
|
tartışıyorlardı | نزع |
| 16 |
beynehum
|
kendi aralarında | بين |
| 17 |
emrahum
|
onların durumlarını | امر |
| 18 |
fe kalu
|
dediler | قول |
| 19 |
bnu
|
bina edin | بني |
| 20 |
aleyhim
|
onların üstüne | - |
| 21 |
bunyanen
|
bir bina | بني |
| 22 |
rabbuhum
|
Rableri | ربب |
| 23 |
ea'lemu
|
daha iyi bilir | علم |
| 24 |
bihim
|
onları | - |
| 25 |
kale
|
dediler ki | قول |
| 26 |
ellezine
|
- | |
| 27 |
galebu
|
gâlip gelenler | غلب |
| 28 |
ala
|
- | |
| 29 |
emrihim
|
onların işine | امر |
| 30 |
lenettehizenne
|
mutlaka yapacağız | اخذ |
| 31 |
aleyhim
|
onların üstüne | - |
| 32 |
mesciden
|
bir mescid | سجد |