قَالَ
dedi ki
إِنَّمَآ
şüphesiz
أُوتِيتُهُ
o bana verildi
عَلَىٰ
sayesinde
عِلْمٍ
bir bilgi
عِندِىٓ ۚ
bende bulunan
أَوَلَمْ
يَعْلَمْ
bilmedi mi ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
قَدْ
elbette
أَهْلَكَ
helak etmiştir
مِن
قَبْلِهِ
kendisinden önceki
مِنَ
arasıda
ٱلْقُرُونِ
kuşaklar
مَنْ
niceleri
هُوَ
o
أَشَدُّ
daha güçlü
مِنْهُ
kendisinden
قُوَّةً
kuvvet bakımından
وَأَكْثَرُ
ve daha çok
جَمْعًا ۚ
cemaati bulunan
وَلَا
ve
يُسْـَٔلُ
sorulmaz
عَن
-ndan
ذُنُوبِهِمُ
günahları-
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçlulara
Kale innema utituhu ala ilmin indi, e ve lem ya'lem ennellahe kad ehleke min kablihi minel kuruni men huve eşeddu minhu kuvveten ve ekseru cem'a, ve la yus'elu an zunubihimul mucrimun.
Bkz. 28.17. ayetin dipnotu.
Bu denli büyük suçu olanlara azap etmek için başka bir şeye gerek kalmaz.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 2 |
innema
|
şüphesiz | - |
| 3 |
utituhu
|
o bana verildi | اتي |
| 4 |
ala
|
sayesinde | - |
| 5 |
ilmin
|
bir bilgi | علم |
| 6 |
indi
|
bende bulunan | عند |
| 7 |
evelem
|
- | |
| 8 |
yea'lem
|
bilmedi mi ki | علم |
| 9 |
enne
|
şüphesiz | - |
| 10 |
llahe
|
Allah | - |
| 11 |
kad
|
elbette | - |
| 12 |
ehleke
|
helak etmiştir | هلك |
| 13 |
min
|
- | |
| 14 |
kablihi
|
kendisinden önceki | قبل |
| 15 |
mine
|
arasıda | - |
| 16 |
l-kuruni
|
kuşaklar | قرن |
| 17 |
men
|
niceleri | - |
| 18 |
huve
|
o | - |
| 19 |
eşeddu
|
daha güçlü | شدد |
| 20 |
minhu
|
kendisinden | - |
| 21 |
kuvveten
|
kuvvet bakımından | قوي |
| 22 |
ve ekseru
|
ve daha çok | كثر |
| 23 |
cem'an
|
cemaati bulunan | جمع |
| 24 |
ve la
|
ve | - |
| 25 |
yuselu
|
sorulmaz | سال |
| 26 |
an
|
-ndan | - |
| 27 |
zunubihimu
|
günahları- | ذنب |
| 28 |
l-mucrimune
|
suçlulara | جرم |