Dediler resulleri Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz yaratandır göklerin ve yerin çağırırlar sizi bağışlanasınız diye günahlarınızdan ve sizi geciktirir ismi belirlenmiş bir ecele kadar dediler ki siz ancak beşersiniz bizim gibi istediğinizdir alıkoymak bizi ibadet ettiklerine atalarımızın hadi getirin bize bir yetkiyi belirgin
قَالَتْ
dediler ki
رُسُلُهُمْ
elçileri
أَفِى
hakkında (edilir) mi?
ٱللَّهِ
Allah
شَكٌّ
şüphe
فَاطِرِ
yaratan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yeri
يَدْعُوكُمْ
(O) sizi davet ediyor
لِيَغْفِرَ
bağışlamak için
لَكُم
sizin
مِّن
bir kısmını
ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan
وَيُؤَخِّرَكُمْ
ve sizi ertelemek için
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
bir süreye
مُّسَمًّى ۚ
belirtilmiş
قَالُوٓا۟
onlar dediler
إِنْ
أَنتُمْ
siz de
إِلَّا
başka değilsiniz
بَشَرٌ
bir insandan
مِّثْلُنَا
bizim gibi
تُرِيدُونَ
istiyorsunuz
أَن
تَصُدُّونَا
bizi çevirmek
عَمَّا
-ndan
كَانَ
olduğu-
يَعْبُدُ
tapıyor
ءَابَآؤُنَا
atalarımızın
فَأْتُونَا
o halde bize getirin
بِسُلْطَـٰنٍ
bir delil
مُّبِينٍ
açık
Kalet rusuluhum e fillahi şekkun fatırıs semavati vel ard, yed'ukum li yagfire lekum min zunubikum ve yuahhırekum ila ecelin musemma, kalu in entum illa beşerun misluna, turidune en tesudduna amma kane ya'budu abauna fe'tuna bi sultanin mubin.
İşleyiş yasalarını koyan. Ayette geçen "fatira" kelimesine "yarattı" anlamı verilmesi doğru değildir. Fatıra yaratmak değil yaratılmış şeylere verilen özellik demektir.
Belirlenmiş süre.
Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan.
Bkz. 10:68. ayetin 2. dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kalet
|
dediler ki | قول |
| 2 |
rusuluhum
|
elçileri | رسل |
| 3 |
efi
|
hakkında (edilir) mi? | - |
| 4 |
llahi
|
Allah | - |
| 5 |
şekkun
|
şüphe | شكك |
| 6 |
fatiri
|
yaratan | فطر |
| 7 |
s-semavati
|
gökleri | سمو |
| 8 |
vel'erdi
|
ve yeri | ارض |
| 9 |
yed'ukum
|
(O) sizi davet ediyor | دعو |
| 10 |
liyegfira
|
bağışlamak için | غفر |
| 11 |
lekum
|
sizin | - |
| 12 |
min
|
bir kısmını | - |
| 13 |
zunubikum
|
günahlarınızdan | ذنب |
| 14 |
ve yu'ehhirakum
|
ve sizi ertelemek için | اخر |
| 15 |
ila
|
kadar | - |
| 16 |
ecelin
|
bir süreye | اجل |
| 17 |
musemmen
|
belirtilmiş | سمو |
| 18 |
kalu
|
onlar dediler | قول |
| 19 |
in
|
- | |
| 20 |
entum
|
siz de | - |
| 21 |
illa
|
başka değilsiniz | - |
| 22 |
beşerun
|
bir insandan | بشر |
| 23 |
misluna
|
bizim gibi | مثل |
| 24 |
turidune
|
istiyorsunuz | رود |
| 25 |
en
|
- | |
| 26 |
tesudduna
|
bizi çevirmek | صدد |
| 27 |
amma
|
-ndan | - |
| 28 |
kane
|
olduğu- | كون |
| 29 |
yea'budu
|
tapıyor | عبد |
| 30 |
aba'una
|
atalarımızın | ابو |
| 31 |
fe'tuna
|
o halde bize getirin | اتي |
| 32 |
bisultanin
|
bir delil | سلط |
| 33 |
mubinin
|
açık | بين |