Talut, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan İman Edenler, nehri geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına iman edenler[1] ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile[2] nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.
فَلَمَّا
ne zaman ki
فَصَلَ
ayrıldığında
طَالُوتُ
Talut
بِٱلْجُنُودِ
ordularla
قَالَ
dedi ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مُبْتَلِيكُم
sizi deneyecektir
بِنَهَرٍ
bir ırmakla
فَمَن
kim
شَرِبَ
içerse
مِنْهُ
ondan
فَلَيْسَ
değildir
مِنِّى
benden
وَمَن
ve kim
لَّمْ
يَطْعَمْهُ
ondan tadmazsa
فَإِنَّهُ
şüphesiz o
مِنِّىٓ
bendendir
إِلَّا
dışında
مَنِ
kimsenin
ٱغْتَرَفَ
avuçlayan
غُرْفَةً
bir avuç
بِيَدِهِ ۚ
eliyle
فَشَرِبُوا۟
hepsi içtiler
مِنْهُ
ondan
إِلَّا
hariç
قَلِيلًا
pek azı
مِّنْهُمْ ۚ
içlerinden
فَلَمَّا
nihayet
جَاوَزَهُ
(ırmağı) geçince
هُوَ
o (Talut)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
iman eden
مَعَهُ
beraberindekiler
قَالُوا۟
dediler
لَا
طَاقَةَ
gücümüz yok
لَنَا
bizim
ٱلْيَوْمَ
bugün
بِجَالُوتَ
Calut'a
وَجُنُودِهِ ۚ
ve askerlerine karşı
قَالَ
dedi
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَظُنُّونَ
kanaat getiren
أَنَّهُم
elbette onların
مُّلَـٰقُوا۟
kavuşacaklarına
ٱللَّهِ
Allah'a
كَم
nice
مِّن
فِئَةٍ
topluluk
قَلِيلَةٍ
az olan
غَلَبَتْ
galib gelmiştir
فِئَةً
topluluğa
كَثِيرَةً
çok olan
بِإِذْنِ
izniyle
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَٱللَّهُ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلصَّـٰبِرِينَ
sabredenlerle
Fe lemma fesale talutu bil cunudi, kale innallahe mubtelikum bi neher, fe men şeribe minhu fe leyse minni, ve men lem yat'amhu fe innehu minni illa menigterafe gurfeten bi yedih, fe şeribu minhu illa kalilen minhum fe lemma cavezehu huve vellezine amenu meahu, kalu la takate lenal yevme bi calute ve cunudih, kalellezine yezunnune ennehum mulakullahi, kem min fietin kaliletin galebet fieten kesiraten bi iznillah, vallahu meas sabirin.
Allah'a olan bağlılıklarında tam bir içtenlik ve sadakat içinde olanlar.
"Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre" anlamına gelmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
felemma
|
ne zaman ki | - |
| 2 |
fesale
|
ayrıldığında | فصل |
| 3 |
talutu
|
Talut | - |
| 4 |
bil-cunudi
|
ordularla | جند |
| 5 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 6 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 7 |
llahe
|
Allah | - |
| 8 |
mubtelikum
|
sizi deneyecektir | بلو |
| 9 |
bineherin
|
bir ırmakla | نهر |
| 10 |
femen
|
kim | - |
| 11 |
şeribe
|
içerse | شرب |
| 12 |
minhu
|
ondan | - |
| 13 |
feleyse
|
değildir | ليس |
| 14 |
minni
|
benden | - |
| 15 |
ve men
|
ve kim | - |
| 16 |
lem
|
- | |
| 17 |
yet'amhu
|
ondan tadmazsa | طعم |
| 18 |
feinnehu
|
şüphesiz o | - |
| 19 |
minni
|
bendendir | - |
| 20 |
illa
|
dışında | - |
| 21 |
meni
|
kimsenin | - |
| 22 |
gterafe
|
avuçlayan | غرف |
| 23 |
gurfeten
|
bir avuç | غرف |
| 24 |
biyedihi
|
eliyle | يدي |
| 25 |
feşeribu
|
hepsi içtiler | شرب |
| 26 |
minhu
|
ondan | - |
| 27 |
illa
|
hariç | - |
| 28 |
kalilen
|
pek azı | قلل |
| 29 |
minhum
|
içlerinden | - |
| 30 |
felemma
|
nihayet | - |
| 31 |
cavezehu
|
(ırmağı) geçince | جوز |
| 32 |
huve
|
o (Talut) | - |
| 33 |
vellezine
|
ve kimseler | - |
| 34 |
amenu
|
iman eden | امن |
| 35 |
meahu
|
beraberindekiler | - |
| 36 |
kalu
|
dediler | قول |
| 37 |
la
|
- | |
| 38 |
takate
|
gücümüz yok | طوق |
| 39 |
lena
|
bizim | - |
| 40 |
l-yevme
|
bugün | يوم |
| 41 |
bicalute
|
Calut'a | - |
| 42 |
ve cunudihi
|
ve askerlerine karşı | جند |
| 43 |
kale
|
dedi | قول |
| 44 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 45 |
yezunnune
|
kanaat getiren | ظنن |
| 46 |
ennehum
|
elbette onların | - |
| 47 |
mulaku
|
kavuşacaklarına | لقي |
| 48 |
llahi
|
Allah'a | - |
| 49 |
kem
|
nice | - |
| 50 |
min
|
- | |
| 51 |
fietin
|
topluluk | فاي |
| 52 |
kaliletin
|
az olan | قلل |
| 53 |
galebet
|
galib gelmiştir | غلب |
| 54 |
fieten
|
topluluğa | فاي |
| 55 |
kesiraten
|
çok olan | كثر |
| 56 |
biizni
|
izniyle | اذن |
| 57 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 58 |
vallahu
|
Allah | - |
| 59 |
mea
|
beraberdir | - |
| 60 |
s-sabirine
|
sabredenlerle | صبر |